Main img Karadağ’da alacak tahsilatı

Karadağ’da alacak tahsilatı

Karadağ’da alacak tahsilatı süreci, borçlunun, borcun hukuki dayanağının ve alacağın Karadağ’da fiilen tahsil edilme imkânının değerlendirilmesiyle başlar. Bu aşamada borçlunun şirket, girişimci veya gerçek kişi olup olmadığı, Karadağ’da kayıtlı adresinin, banka hesaplarının, üçüncü kişilerden alacaklarının, taşınır veya taşınmaz mallarının bulunup bulunmadığı, hakkında açılmış dava, icra süreci veya ödeme güçlüğü belirtisi olup olmadığı ve alacağın mahkeme ya da icra sürecinde kullanılabilecek belgelerle ispatlanıp ispatlanamayacağı belirlenmelidir.

Şirket borçlular bakımından tahsilat stratejisi; faaliyet durumunun, sözleşmelerin, faturaların, teslim veya hizmet belgelerinin, yazışmaların, borç ikrarlarının, kısmi ödemelerin, teminatların, kefaletlerin ve yetkili mahkeme ya da uygulanacak hukuka ilişkin sözleşme hükümlerinin incelenmesini içermelidir. Uluslararası unsurlu dosyalarda, alacaklının Karadağ’da dava açmasının mı, mevcut bir yabancı mahkeme kararını kullanmasının mı, yoksa önce Karadağ’daki mal varlığı ve deliller hakkında bilgi toplamasının mı daha uygun olduğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Borçlu faaliyetini sürdürüyor, hakkında etkili bir icra tedbiri uygulanmamış bulunuyor ve gönüllü ödeme ya da uzlaşma ihtimali gerçekçi görünüyorsa, genellikle önce yargı dışı alacak tahsilatı aşamasına geçilmesi uygun olur.

Bu aşama, borçludan gönüllü ödeme alınması, ödeme planı üzerinde anlaşılması veya ticari bakımdan makul başka bir çözüm bulunması amacıyla yürütülen görüşmeleri kapsar. Böyle bir çözüm; malların iadesi, borcun üçüncü bir kişiye devri, karşılıklı alacakların mahsup edilmesi, hizmet değişimi veya ödeme şartlarının yeniden düzenlenmesi şeklinde olabilir.

Borçlu ile temas, gönderildiği ve içeriği ispatlanabilecek yazılı bir talep veya bildirimle başlamalıdır. Bildirim posta, elektronik posta, telefon veya diğer iş bağlantıları üzerinden yapılabilir. İletişim hukuka uygun, ölçülü ve delile dayalı olmalıdır. Bu aşamanın amacı, ödeme kararı verebilecek kişileri belirlemek, borçlunun borcu kabul edip etmediğini anlamak, olası itirazları belgelemek ve resmi sürece geçmeden önce gönüllü ödeme ihtimalinin gerçek olup olmadığını değerlendirmektir.

Borçlu iş birliği yapmıyor, borca yeterli dayanak olmadan itiraz ediyor, bildirimi yanıtsız bırakıyor, mal varlığını devrediyor, ödemeleri durduruyor veya ödeme güçlüğü belirtileri gösteriyorsa, alacaklı yargı dışı yoldan resmi tahsilat yoluna geçmelidir. Bu yol; arabuluculuk, ödeme emri, olağan dava süreci, icra edilebilir belgeye dayalı zorunlu icra veya kanuni şartlar varsa iflas ve yeniden yapılandırma sürecini içerebilir.

Karadağ’da alternatif alacak tahsil yolları, dava açılmadan önce veya dava sürecinde önem taşıyabilir. Belirli uyuşmazlık türlerinde yetkili uyuşmazlık çözüm merkezine başvurmak ve arabulucu ile ilk toplantıya katılmak gerekebilir. Bu durum özellikle düşük değerli talepler ve kanunda bu aşamanın öngörüldüğü diğer uyuşmazlıklar bakımından önemlidir. Arabuluculuk sonucunda varılan anlaşma, kanuni şartlar yerine getirildiğinde icra edilebilir belge niteliği kazanabilir.

Dava açmadan önce alacaklı, ilgili talep için geçerli zamanaşımı sürelerini değerlendirmelidir. Karadağ hukukunda genel zamanaşımı süresi, kanunda daha kısa bir süre öngörülmemişse 10 yıldır. Ancak bu kural, her türlü borç için tek ve değişmez süre olarak değerlendirilmemelidir. Uygulamada ticari alacaklar, dönemsel ödemeler, sözleşmeden doğan talepler ve bazı özel borç türleri daha kısa zamanaşımı sürelerine tabi olabilir.

Ticari sözleşmelerden doğan ve tüzel kişiler arasındaki borçlarda üç yıllık zamanaşımı süresi uygulanabilir. Bu süre, her mal teslimi, yapılan iş veya sunulan hizmet bakımından ayrı ayrı değerlendirilir. Faiz veya diğer tekrarlanan ödemeler gibi dönemsel alacaklar da daha kısa süreye tabi olabilir. Zamanaşımı değerlendirilirken borcun muaccel olduğu tarih, ilk ödenmeyen taksit, kısmi ödemeler, yazılı borç ikrarı, verilen teminat ve borçlunun süreyi etkileyebilecek diğer davranışları dikkate alınmalıdır.

Zamanaşımı süresi, borçlunun borcu doğrudan veya dolaylı olarak kabul etmesiyle kesilebilir. Kısmi ödeme, faiz ödemesi, teminat verilmesi veya borcu doğrulayan başka bir davranış buna örnek olabilir. Mahkeme, zamanaşımının sonuçlarını ancak borçlu bunu savunma olarak ileri sürdüğünde dikkate alır.

Karadağ hukuku, alacağın tutarına, delillerin niteliğine ve borçlunun alacağa itiraz edip etmediğine göre birkaç mahkeme yoluyla alacak tahsil türü öngörür. Para alacaklarında başlıca mahkeme yolları ödeme emri, olağan hukuk davası ve düşük değerli taleplere ilişkin yargılama usulüdür.

Ödeme emri usulü, dava dilekçesine aslı veya onaylı örneği eklenen güvenilir belgelerle ispatlanan muaccel para alacakları için uygulanır. Bu belgeler arasında kamu belgeleri, borçlunun veya yükümlü kişinin imzası yetkili makam tarafından onaylanmış özel belgeler, talebin dayanağı bakımından gerekli olduğunda protestolu ve dönüş hesaplı kambiyo senetleri ile çekler, onaylı ticari defterlerden alınan kayıtlar, faturalar ve özel kurallara göre kamu belgesi niteliği taşıyan belgeler yer alır.

Mahkeme, davacı açıkça ödeme emri talep etmemiş olsa bile, kanuni şartların tamamı mevcutsa ödeme emri verebilir. Güvenilir belgeye dayanarak icra hukuku kurallarına göre doğrudan icra talep edilebiliyorsa, mahkeme ödeme emrini ancak davacı bu emrin verilmesinde hukuki yarar bulunduğunu inandırıcı şekilde ortaya koyarsa verir. Davacı böyle bir hukuki yararı ortaya koyamazsa, dava bu kısım bakımından reddedilir.

Muaccel para alacağı 500 avroyu aşmıyorsa, dava dilekçesine güvenilir belge eklenmemiş olsa bile mahkeme ödeme emri verebilir. Bunun için dava dilekçesinde borcun dayanağı, tutarı ve ileri sürülen olguların doğruluğunu denetlemeye yarayan deliller belirtilmelidir. Bu imkân yalnızca asıl borçluya karşı uygulanır.

Ödeme emri duruşma yapılmadan verilir. Mahkeme, davalının ödeme emrini aldıktan sonra sekiz gün içinde, kambiyo senedi ve çek uyuşmazlıklarında ise üç gün içinde, talebi mahkemece belirlenen giderlerle birlikte yerine getirmesini veya aynı süre içinde itirazda bulunmasını emirde belirtir. Davalıya ödeme emriyle birlikte dava dilekçesi ve ekleri de tebliğ edilir.

Ödeme emrine yalnızca itiraz yoluyla karşı çıkılabilir. İtiraz edilmeyen kısım kesinleşir. İtiraz süresinde yapılırsa, mahkeme hazırlık duruşması yapılıp yapılmayacağını veya doğrudan ana duruşmaya geçilip geçilemeyeceğini değerlendirir. Hazırlık duruşmasında taraflar yeni olgular ve yeni deliller ileri sürebilir; davalı, ödeme emrinin itiraz edilen kısmına ilişkin yeni savunmalar sunabilir. Esasa ilişkin kararda mahkeme, ödeme emrinin tamamen veya kısmen yürürlükte kalıp kalmayacağını ya da kaldırılıp kaldırılmayacağını belirler.

Olağan dava süreci, dava dilekçesinin mahkemeye sunulmasıyla başlar. Mahkeme, eksiksiz ve usule uygun dava dilekçesini aldıktan sonra dosyayı ana duruşmaya hazırlar. Bu hazırlık; dilekçenin ön incelemesini, dava dilekçesi ve eklerinin davalıya zorunlu cevap için tebliğini, hazırlık duruşmasının yapılmasını ve ana duruşmanın belirlenmesini içerir.

Mahkeme, usule uygun dava dilekçesini aldıktan sonra 30 gün içinde dilekçeyi ve eklerini davalıya tebliğ eder. Davalının yazılı cevap sunması için 30 günlük süresi vardır. Davalı cevap verirse mahkeme hazırlık duruşmasını belirler. Davalı cevap vermez ve cevap verilmemesine bağlı karar verilmesi için şartlar oluşmazsa, mahkeme cevap süresi sona erdikten sonra hazırlık duruşmasını belirler.

Hazırlık duruşmasında mahkeme uyuşmazlık konularını, sunulacak delilleri, çağrılacak kişileri ve ana duruşmanın gün ve saatini belirler. Ana duruşma hazırlık duruşmasından sonra yapılabilir; uygun dosyalarda mahkeme, ana duruşmanın hazırlık duruşmasından hemen sonra yapılmasına da karar verebilir. Ana duruşma tamamlandıktan sonra mahkeme duruşmayı kapatır ve uygulanacak usul kuralları çerçevesinde karar verir.

İlk derece mahkemesinin kararı, kanuni süresi içinde itiraz veya başvuru yapılmazsa kesinleşir. Olağan hukuk davalarında başvuru, ilk derece mahkemesi aracılığıyla yapılır. İlk derece mahkemesi başvuruyu karşı tarafa tebliğ eder; karşı taraf sekiz gün içinde, ticari uyuşmazlıklarda ise üç gün içinde cevap sunabilir. Cevap alındıktan veya cevap süresi sona erdikten sonra ilk derece mahkemesi başvuruyu, cevabı ve dava dosyasını ikinci derece mahkemesine gönderir.

İkinci derece mahkemesi başvuruyu kurul halinde veya şartlar oluşmuşsa duruşma yaparak inceler. Tarafların ikinci derece duruşmasına katılmaması, dosyanın incelenmesini zorunlu olarak engellemez. İkinci derece mahkemesi başvuruyu usulden reddedebilir, esastan reddedebilir, ilk derece kararını onayabilir, değiştirebilir veya kaldırarak dosyayı yeniden görülmek üzere gönderebilir.

İkinci derece kararı kesinleştikten sonra taraf, yalnızca kanuni şartlar varsa Karadağ Yüksek Mahkemesine revizyon yoluyla başvurabilir. Revizyon olağan bir başvuru yolu değildir; olağan temyiz gibi değerlendirilmemelidir. Para alacağı, mal teslimi veya başka bir edimin yerine getirilmesine ilişkin malvarlığı uyuşmazlıklarında, kesin kararın tartışmalı kısmının değeri 20.000 avroyu aşmıyorsa revizyon kural olarak kabul edilmez. Ticari uyuşmazlıklarda ise bu sınır 40.000 avrodur.

Bazı durumlarda, hukuki güvenlik veya hukukun yeknesak uygulanması bakımından önemli bir hukuki sorunun incelenmesi gerekiyorsa revizyon kabul edilebilir. Başvuruda önemli hukuki sorun, ilgili kanun hükümleri ve bu sorunun neden özel önem taşıdığı açıklanmalıdır. Yüksek Mahkeme dosyayı kabul edilen revizyon sebepleriyle sınırlı olarak inceler ve verdiği karar bu başvuru yolunu sona erdirir.

Düşük değerli talepler usulü, 1.000 avroyu aşmayan para alacakları için uygulanır. Ticari uyuşmazlıklarda bu sınır 7.000 avrodur. Dosya basitleştirilmiş kurallara göre incelenir; düşük değerli taleplere ilişkin özel hükümler başka bir düzenleme getirmedikçe, genel hukuk yargılaması kuralları uygulanmaya devam eder.

Bazı düşük değerli uyuşmazlıklarda davacı, dava mahkemede ilerlemeden önce yetkili uyuşmazlık çözüm merkezine başvurmak ve arabulucu ile ilk toplantıya katılmak zorunda olabilir. Bu durum alacaklının uzlaşmayı kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmez; ancak kanunun öngördüğü hallerde mahkeme sürecinden önce yerine getirilmesi gereken bir usul aşaması olabilir.

Düşük değerli taleplerde mahkeme gereksiz usul karmaşıklığını sınırlayabilir ve incelemeyi uyuşmazlık tutarıyla orantılı belgeler, taraf beyanları ve deliller üzerinde yoğunlaştırabilir. Karar, ana duruşmanın bitiminden hemen sonra açıklanır. Düşük değerli talep sürecini sona erdiren karar, yalnızca hukuk yargılaması kurallarının esaslı ihlali veya maddi hukukun yanlış uygulanması nedeniyle incelenebilir. Taraflar, ilk derece kararına karşı sekiz gün içinde başvuruda bulunabilir; süre kararın açıklanmasından, karar tarafa tebliğ edilmişse tebliğ tarihinden itibaren hesaplanır.

Borçlu kesinleşmiş mahkeme kararını veya icra edilebilir başka bir belgeyi gönüllü olarak yerine getirmezse, alacaklı yetkili kamu icra görevlisi önünde zorunlu icra sürecini başlatabilir. Hangi icra yolunun seçileceği, borçlunun mal varlığına, icra edilebilir belgenin niteliğine ve alacağın fiilen tahsil edilebilme ihtimaline göre belirlenmelidir.

Para alacaklarında icra; borçlunun banka hesaplarındaki paraların haczini ve alacaklıya aktarılmasını, borçlunun üçüncü kişilerden olan alacaklarına yönelmeyi, taşınır malların haczi ve satışını, taşınmaz mallara yönelmeyi, menkul kıymetleri, şirket paylarını veya diğer malvarlığı haklarını kapsayabilir. Banka hesabına yönelen icrada kamu icra görevlisi banka hesap bilgilerini isteyebilir; hesaptaki paraya yönelik icra yasaklama ve ödeme yoluyla uygulanır.

Zorunlu icra, alacağın kendiliğinden tahsil edileceği anlamına gelmez. Bazı para veya malvarlığı unsurları icradan tamamen veya kısmen muaf olabilir. Uygulamadaki sonuç, borçlunun Karadağ’da tespit edilebilir malvarlığına sahip olup olmadığına, diğer alacaklıların önceliğine, iflas sürecinin açılıp açılmadığına ve seçilen icra tedbirinin alacak tutarıyla orantılı olup olmadığına bağlıdır.

Borçlu ödeme güçlüğü veya aşırı borçluluk belirtileri gösteriyorsa, alacaklı iflas veya yeniden yapılandırma yolunu alternatif bir tahsilat yöntemi olarak değerlendirebilir. Karadağ iflas hukukuna göre iflas süreci, borçlunun sürekli ödeme güçlüğü içinde olması veya aşırı borçlu bulunması halinde açılabilir. Borçlu, mali yükümlülüklerini vade tarihinden itibaren 45 gün içinde yerine getiremiyor ve 30 kesintisiz gün boyunca tüm ödemeleri tamamen durdurmuşsa sürekli ödeme güçlüğü içinde kabul edilir. Borçlunun varlıkları borçlarından azsa aşırı borçluluk söz konusu olur; ancak koşullar, faaliyetin devamının borçların vadelerinde karşılanmasını makul olarak sağlayabileceğini gösteriyorsa değerlendirme farklı yapılabilir.

Karadağ’da iflas süreci Karadağ Ticaret Mahkemesi tarafından yürütülür. İflas, borçlunun malvarlığının satılması veya borçlunun tüzel kişi olarak satılması yoluyla alacaklıların toplu şekilde tatmin edilmesine yol açabilir. Yeniden yapılandırma ise kabul edilen bir planla borçlunun hukuki ve mali durumunun düzenlenmesine, faaliyetin korunmasına ve alacaklıların hangi şekilde tatmin edileceğinin belirlenmesine hizmet edebilir.

İflas, borçlunun malvarlığını devrettiği, bazı alacaklıları diğerlerine göre daha avantajlı duruma getirdiği veya iflas masasını zarara uğratan işlemler yaptığı durumlarda da önemlidir. İflas sürecinin açılmasından önce yapılan hukuki işlemler ve diğer eylemler, alacaklıların eşit şekilde tatminini bozuyor, alacaklılara zarar veriyor veya belirli alacaklıları daha elverişli konuma getiriyorsa iptal davasına konu olabilir.

Özellikle alacaklılara zarar verme amacıyla yapılan işlemler, iflas başvurusundan önceki beş yıl içinde veya başvurudan sonra yapılmışsa ve karşı taraf borçlunun bu amacını biliyorsa iptal edilebilir. Karşılıksız işlemler veya açıkça düşük bedelle yapılan işlemler de iflas başvurusundan önceki beş yıl içinde yapılmışsa iptal edilebilir. Bu işlemlerin başarıyla iptal edilmesi, iade edilen değerin iflas masasını artırmasını ve alacaklıların tatmini ile süreç giderlerinin karşılanmasını sağlayabilir.

Uluslararası dosyalarda alacaklı, Karadağ’daki borçlu malvarlığına karşı kullanılması gereken yabancı bir mahkeme kararına veya mahkeme huzurunda yapılmış bir anlaşmaya sahip olabilir. Yabancı mahkeme kararı, Karadağ’da ancak Karadağ mahkemesi tarafından tanındıktan sonra hukuki sonuç doğurur. Tanındıktan sonra, tanıma ve icra şartları yerine getirildiğinde Karadağ’da zorunlu icranın dayanağı olabilir.

Tanıma veya icra edilebilirliğin tespiti başvurusu, yabancı mahkeme kararının aslı veya onaylı örneği, mahkeme tercümanı tarafından yapılmış onaylı çeviri, kararın verildiği devlet hukukuna göre kesinleştiğini gösteren belge ve icra isteniyorsa kararın o devlette icra edilebilir olduğunu gösteren belge ile desteklenmelidir. Yabancı mahkeme huzurunda yapılan anlaşma da, uygulanacak kurallara göre böyle bir etkiye sahipse yabancı mahkeme kararı gibi değerlendirilebilir.

Davalı, usule aykırılıklar nedeniyle yabancı yargılamaya katılamamışsa tanıma reddedilebilir. Belgelerin usulüne uygun tebliğ edilmemesi veya savunma için yeterli süre verilmemesi buna örnektir. Ayrıca uyuşmazlık Karadağ mahkemelerinin münhasır yetkisine giriyorsa, yabancı mahkeme yetkisini Karadağ hukukunun bu tür uyuşmazlıklar için kabul etmediği nedenlere dayandırmışsa, aynı taraflar ve aynı konu hakkında kesinleşmiş bir Karadağ kararı veya tanınmış bir yabancı karar varsa ya da tanıma Karadağ kamu düzenine açıkça aykırıysa tanıma reddedilebilir.

Yabancı alacaklılar bakımından yargılama giderleri için teminat da önem taşıyabilir. Karadağ’da yerleşim yeri bulunmayan yabancı kişi veya vatansız kişi Karadağ mahkemesinde hukuk davası açarsa, davalı kanuni istisna bulunmadığı sürece yargılama giderleri için teminat yatırılmasını isteyebilir. Teminat genellikle para olarak sağlanır; mahkemenin belirlediği sürede yatırılmaması halinde dava geri çekilmiş sayılabilir.

Karadağ’da uluslararası alacak tahsilatı konusunda desteğe ihtiyacınız varsa, Grandliga sürecin temel aşamalarında yardımcı olabilir: borçlu ve belgelerin incelenmesi, görüşmelerin yürütülmesi, arabuluculuk yolunun değerlendirilmesi, ödeme emri imkânının analizi, mahkeme sürecinin hazırlanması, zorunlu icra planlaması, yabancı mahkeme kararının tanınması ve iflas yoluyla tahsilat seçeneklerinin değerlendirilmesi. En uygun yol; belgelere, zamanaşımı süresine, borçlunun malvarlığına, ödeme gücüne ve dosyanın uluslararası unsurlarına bağlıdır.

26.06.2024
386