Main img Namibya’da alacak tahsilatı

Namibya’da alacak tahsilatı

Namibya’da alacak tahsilatı süreci, borçlunun ve alacağın hukuki, ticari ve delil yönünden değerlendirilmesiyle başlar. Bu aşamada alacaklı, borçlunun ödeme gücünü, fiili ticari faaliyetini, kayıt bilgilerini, işletme geçmişini, mevcut malvarlığını, devam eden davaları, olası icra işlemlerini, sözleşmeleri, faturaları, teslim belgelerini, yazışmaları, borç ikrarını ve borçlunun alacağa karşı ileri sürebileceği muhtemel itirazları incelemelidir.

Borçlu bir şirket veya başka bir kayıtlı ticari kuruluş ise, değerlendirme Namibya’daki işletme ve fikrî mülkiyet kayıt kurumundaki bilgilerin kontrolünü de kapsamalıdır. Bu kontrol önemlidir, çünkü Namibya’daki şirketler ve kayıtlı kuruluşlar, kuruluş sonrasında yıllık bildirim verme, yıllık ücretleri ödeme, kayıtlı adresi güncelleme ve geçerli kayıt statüsünü koruma yükümlülüklerine sahiptir. Borçlunun kayıt durumu, kayıtlı adresi, idari yükümlülüklere uyumu ve kayıttan silinme riski; ödeme talebinin gönderilmesini, belgelerin tebliğini, tahsilat stratejisini, icra planlamasını ve dava açmanın fiili yararını etkileyebilir.

Borçlu ticari faaliyetlerine devam ediyorsa, bilinen bir icra engeli yoksa ve mevcut belgeler alacağı destekliyorsa, alacaklı yargı dışı alacak tahsilatı aşamasına geçebilir. Bu aşama genellikle yazılı ödeme talebi, borçlu ile görüşmeler, borçlu adına görüşme yapan kişilerin yetkilerinin doğrulanması, yazışmaların saklanması ve borcun tam ödenmesi, taksitli ödeme, malların iadesi, borcun üçüncü kişiye devri, mahsup, hizmet veya mal değişimi ya da borcun başka bir kabul edilebilir şekilde ifası gibi çözüm yollarının değerlendirilmesini içerir.

Borçlu ile temas, ödeme talebinin posta, elektronik posta, telefon veya diğer iletişim yollarıyla gönderilmesinden sonra başlayabilir. Bu aşamanın amacı, karar verme yetkisine sahip kişilerle bağlantı kurmak, borçlunun cevabını kayda geçirmek, borcun kabul edilip edilmediğini veya itiraz konusu yapılıp yapılmadığını belirlemek ve dava açılmadan önce gönüllü bir çözümün mümkün olup olmadığını değerlendirmektir.

Yargı dışı tahsilatın süresi, borçlunun cevabına ve delillere, borç belgelerinin kalitesine, borçlunun mali durumuna, teminat veya ödeme planı sunma isteğine ve malvarlığının devredilmesi ya da gizlenmesi riskine bağlıdır. Borçlu ödeme yapmayı reddederse, iletişimden kaçınırsa, yeterli dayanak olmadan borca itiraz ederse, kabul edilen ödeme planına uymazsa veya ödeme güçlüğü belirtileri gösterirse, alacaklı yargı yoluyla tahsilata geçebilir.

Yargı yoluyla tahsilata başlamadan önce alacaklı, uygulanacak zamanaşımı süresini değerlendirmelidir. Namibya hukukuna göre, daha uzun özel bir süre uygulanmadıkça çoğu alacak için genel zamanaşımı süresi 3 yıldır. Kambiyo senedinden, başka bir devredilebilir borç belgesinden veya noterlik sözleşmesinden doğan borçlarda süre 6 yıldır. Mahkeme kararıyla hüküm altına alınan borçlar, ipotekle güvence altına alınan borçlar, vergi borçları ve kanunda belirtilen bazı özel borçlar için süre 30 yıldır. Devlete karşı olan ve para avansı, para ödüncü ya da devlet tarafından arazi satışı veya kiralanmasından doğan belirli borçlarda 15 yıllık süre uygulanabilir. Borçlunun sorumluluğu açıkça veya örtülü biçimde kabul etmesi zamanaşımını kesebilir; bu durumda süre, kabul tarihinden veya tarafların daha sonraki bir ödeme tarihini kararlaştırması halinde o tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımı, borçluya ödeme talebini içeren dava belgesinin tebliğ edilmesiyle de kesilebilir; bunun için davanın nihai karara kadar başarıyla sürdürülmesi gerekir.

Namibya’da yargı yoluyla alacak tahsilatı, olağan hukuk yargılaması kapsamında yürütülebilir; usul şartları mevcutsa, davalının savunma niyetini bildirmesinden sonra hızlandırılmış karar alınması da mümkün olabilir. İzlenecek yol, borcun niteliğine, delillerin kalitesine, talep edilen tutarın belirli olup olmamasına, borçlunun gerçek bir savunmasının bulunup bulunmadığına ve alacaklının alacağı güvenilir belgelerle ispatlayabilmesine bağlıdır.

Olağan hukuk yargılaması, yetkili mahkemeye talepte bulunulmasıyla başlar. Sunulan belgeler usul şartlarını karşılıyorsa, mahkeme dava belgesini düzenler ve bu belgenin davalıya tebliğ edilmesi gerekir. Yüksek Mahkeme önündeki yargılamada davalı, kural olarak celpname tebliğinden sonra 10 gün içinde savunma niyetini bildirmelidir. Bu sürenin hesabında 16 Aralık ile 15 Ocak arasındaki dönem dikkate alınmaz. Dava devlete, bir bakana, bakan yardımcısına veya resmî görevi kapsamında hareket eden bir kamu görevlisine karşı açılmışsa, mahkeme daha kısa bir süreye izin vermedikçe savunma niyetini bildirme süresi 20 günden az olamaz. Hukuk davasına ilişkin celpname Namibya dışında tebliğ ediliyorsa, davaya katılma süresi 21 günden az olamaz.

Davalı savunma niyetini bildirmez veya talebe cevap vermezse, davacı yoklukta karar alınması için dosyanın görülmesini sağlayabilir. Borç veya belirli bir para tutarıyla ilgili davalarda, usul şartları yerine getirilmişse mahkeme veya davayı yöneten hâkim delil dinlemeden böyle bir karar verebilir. Celpname tebliğinden sonra 6 ay geçmişse, yoklukta karar ancak davalıya duruşma tarihine ilişkin bildirim yapıldıktan sonra verilebilir.

Davalı savunma niyetini bildirirse, dava dosyası davayı yöneten hâkime verilir. Hâkim, taraflara dava planlama toplantısının tarihini ve saatini bildirir; bu toplantı, dosyanın hâkime verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde yapılmalıdır. Bu toplantıda mahkeme, davanın yürütülme planını belirler ve bunu mahkeme emri haline getirir. Plan; dava dilekçelerini, belgelerin açıklanmasını, tanık beyanlarını, bilirkişi delillerini, hızlandırılmış karar talebini, duruşma öncesi işlemleri ve davanın duruşmaya ilerleme takvimini kapsayabilir.

Alacaklı, davalı savunma niyetini bildirmişse ve talep usul kurallarının izin verdiği kategorilerden birine giriyorsa, hızlandırılmış mahkeme kararı talep edebilir. Bu yol, belirli bir borç yükümlülüğünü kanıtlayan belgeye dayanan alacaklarda, belirli bir para tutarının tahsilinde, belirli taşınır malın teslimi taleplerinde veya taşınmazın boşaltılması taleplerinde uygulanabilir; faiz ve masraflar da şartları varsa bu kapsama girebilir. Davacının bu talebi destekleyen beyanı yeminli olmalı, davayı yöneten hâkim de başvurunun incelenmesine ilişkin talimatları vermelidir.

Hızlandırılmış karar talebinin incelenmesi sırasında davalı, davacı lehine teminat gösterebilir veya yeminli beyanla ya da mahkemenin izin vermesi halinde sözlü anlatımla, talebe karşı makul bir savunması bulunduğuna mahkemeyi ikna edebilir. Davalı teminat göstermez ve böyle bir savunmanın varlığını ortaya koyamazsa, mahkeme davacı lehine karar verebilir. Davalı savunmasının varlığını gösterebilirse, mahkeme davanın devamına izin verir ve dosya mahkemenin talimatlarına göre ilerler.

Dava yönetimi aşamasından sonra mahkeme ön duruşmaya geçebilir. Taraflar, yargılamada çözülmesi gereken maddi ve hukuki konuları, ihtilafsız vakıaları, tanıkları, delilleri, duruşmanın hızlandırılmasına ilişkin önerileri ve diğer usul meselelerini içeren bir ön duruşma emri taslağı hazırlar. Bu taslak, ön duruşmadan en geç 4 gün önce hazırlanmalıdır. Mahkeme daha sonra duruşmayı yapar, delilleri ve tarafların görüşlerini değerlendirir ve kararını verir.

Alt derece mahkemesinin kararı, uygulanacak temyiz kurallarına göre Namibya Yüksek Mahkemesine götürülebilir. Alt derece mahkemesinden gelen temyizde Yüksek Mahkeme ek delil alabilir, dosyayı yeniden görülmek üzere geri gönderebilir, kararı onaylayabilir, değiştirebilir, kaldırabilir veya olayın şartlarının gerektirdiği başka bir kararı verebilir. Yüksek Mahkemenin kararı veya emri, kanunda temyiz hakkı varsa ya da temyiz izni verilmişse Namibya Yargıtayına götürülebilir. Temyiz izni gerekiyorsa ve karar verildiği anda istenmemişse, izin başvurusu karar tarihinden itibaren 15 gün içinde yapılmalıdır. Yargıtaya hukuk davası temyizi mümkünse, temyiz bildirimi karar tarihinden itibaren 21 gün içinde veya izin gerekiyorsa temyiz izninin verilmesinden itibaren 21 gün içinde sunulmalıdır. Yargıtay bu tür uyuşmazlıklarda son derece mahkemesidir.

Sınır aşan alacaklarda yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve icrası ayrı bir aşama olabilir. Namibya’da belirlenmiş devletlerde verilmiş para ödenmesine ilişkin bazı hukuk kararları için yasal bir kayıt mekanizması vardır. Yabancı karar kesin ise, para ödenmesine ilişkinse, verildiği devlette icra edilebiliyorsa ve kanunda dışlanan kararlardan değilse Namibya mahkemesinde kaydedilebilir. Kayıt sonrasında karar, kaydedildiği Namibya mahkemesinin hukuk kararı gibi sonuç doğurur. İcra, kayıt bildiriminden sonra borçluya tebliğden itibaren 21 gün geçmeden veya kaydın kaldırılması talebi kesin olarak sonuçlanmadan başlatılamaz. Borçlu; yabancı mahkemenin yetkisizliği, davadan yeterince haberdar edilmemesi, hile, kamu düzenine aykırılık, zamanaşımı, borcun ödenmiş olması veya kanunda öngörülen başka nedenlerle kayda itiraz edebilir.

İcra edilebilir bir karar alındıktan sonra alacaklı, borçlunun malvarlığı ve gelirleri üzerinde icra takibi başlatabilir. Mahkeme kararıyla hüküm altına alınan borç 30 yıllık zamanaşımı süresine tabidir; ancak bu, icra işlemlerinin herhangi bir usul sonucu olmadan ertelenebileceği anlamına gelmez. Yüksek Mahkeme kurallarına göre, kararın verildiği tarihten itibaren 3 yıl geçtikten sonra icra belgesi düzenlenemez; bunun için borçlunun buna rıza göstermesi veya borçluya bildirim yapıldıktan sonra mahkemenin kararın icra edilebilirliğini yeniden canlandırması gerekir.

İcra; para varlıklarının haczini, taşınır malların haczi ve satışını, taşınmaz malların haczi ve satışını, borçlunun üçüncü kişilerden olan alacaklarına haciz konulmasını, taksitli ödeme emrini ve şartları varsa ücret kesintisini kapsayabilir. Borçlunun mali durumu icra bakımından önemliyse, mahkeme borçlunun ödeme gücünü inceleyebilir. Borçlu bir tüzel kişi ise, bu incelemeye şirketi temsil eden müdür veya yetkili kişi dahil edilebilir. Mahkeme gelirleri, giderleri, malvarlığını, borçları ve kararın taksitli ödemelerle veya diğer hukuka uygun yollarla yerine getirilip getirilemeyeceğini değerlendirebilir.

İcra, temel yaşam yeri olarak kullanılan taşınmaz mala yöneliyorsa ek güvenceler uygulanır. Alacaklı, böyle bir taşınmaz üzerinde icraya izin veren mahkeme kararı almalı; mahkeme de satışın borcun ödenmesi için en uygun yol olup olmadığını, alacaklının, borçlunun ve taşınmazı temel konut olarak kullanan kişilerin menfaatlerini dikkate alarak değerlendirmelidir. Kurallar ayrıca satıştan önce bildirim yapılmasını, ilgili şartların açıklanmasını ve taşınmazın değerlemesini gerektirir. Tutma veya zorla getirme, ancak borçlunun mali durumunun incelendiği oturuma usulüne uygun bildirimden sonra gelmemesi ya da oturumda kalmaması ile bağlantılı olarak gündeme gelebilir; medeni bir borcun normal ödeme aracı değildir.

Alacağın tahsili için başka bir yol, borçlunun hukuki statüsüne göre ödeme aczi veya şirket tasfiyesi olabilir. Borçlu gerçek kişi ise ya da malvarlığı iflas usulüne konu olabilecek durumdaysa, alacaklı en az 100 Namibya doları tutarında belirli bir alacağa sahipse veya iki ya da daha fazla alacaklının toplam belirli alacağı en az 200 Namibya doları ise ve borçlu ödeme aczini gösteren bir fiil işlemişse ya da fiilen ödeme aczi içindeyse mahkemeye başvurabilir. Başvuruda alacağın tutarı, sebebi ve niteliği, alacağın teminatlı olup olmadığı, varsa teminatın açıklaması ve dayanılan ödeme aczi fiili veya fiili ödeme aczini gösteren koşullar belirtilmelidir.

Ödeme aczini gösteren fiiller arasında, borçların ödenmesini önlemek veya geciktirmek amacıyla Namibya’dan ayrılmak ya da ülke dışında kalmak; mahkeme kararını yerine getirmemek ve icraya yeterli mal göstermemek; alacaklılara zarar verecek veya bir alacaklıyı diğerlerine üstün kılacak şekilde malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmak ya da buna teşebbüs etmek; alacaklılara zarar vermek amacıyla malvarlığını uzaklaştırmak; alacaklılarla borçlardan tamamen veya kısmen kurtulmaya yönelik anlaşma yapmak ya da bunu teklif etmek; malvarlığının gönüllü teslimiyle bağlantılı şartlara uymamak; bir alacaklıya borçlarını ödeyemeyeceğini yazılı olarak bildirmek; tacir bakımından ise ilgili bildirimi yayımladıktan sonra tüm borçlarını ödeyememek yer alır.

Borçlu bir şirket ise, şirket borçlarını ödeyemiyorsa şirket tasfiyesi gündeme gelebilir. Şirketin borçlarını ödeyemediği, alacaklının gerekli tutardan az olmayan alacağı için şirketin kayıtlı adresine ödeme talebi göndermesi ve şirketin 15 gün içinde borcu ödememesi, teminat altına almaması veya alacaklıyla kabul edilebilir bir çözüm üzerinde anlaşmaması halinde kabul edilebilir. Mahkeme kararının icrası sonuçsuz kalmışsa veya mahkeme şirketin borçlarını ödeyemediği kanaatine varmışsa da şirket borçlarını ödeyemiyor sayılabilir. Tasfiye başvurusu bir veya birden fazla alacaklı tarafından, şartlı ya da gelecekte doğabilecek alacak sahipleri dahil olmak üzere yapılabilir.

Ödeme aczi veya tasfiye sürecinde alacaklılar, borçlunun resmi süreç başlamadan önce yaptığı işlemleri inceleyebilir. Bu özellikle borçlunun malvarlığını başkalarına devrettiği, malları açıkça düşük bedelle sattığı, karşılığında gerçek bir değer almadan mal verdiği, diğer alacaklılar ödenmeden bir alacaklıyı ödediği veya alacaklılara ayrılabilecek malvarlığını azaltan düzenlemeler yaptığı durumlarda önemlidir.

Mahkeme, karşılığında yeterli değer alınmadan yapılan malvarlığı tasarrufunu kanuni şartlar gerçekleşmişse iptal edebilir. Alacaklılar, ödeme aczi sürecinden önce yapılan ve bir alacaklıya diğerlerine göre haksız üstünlük sağlayan belirli işlemlere de itiraz edebilir. Örneğin borçlu, ödeme aczinden kısa süre önce bir alacaklıya ödeme yapmış veya onun alacağını teminat altına almışsa ve bu sırada borçları malvarlığını aşıyorsa, mahkeme kanunda aranan şartlar mevcut olduğunda bu işlemi iptal edebilir.

Mahkeme ayrıca bir alacaklıyı diğerlerine karşı üstün kılma niyetiyle yapılan işlemleri de değerlendirebilir. Borçlu başka bir kişiyle birlikte alacaklılara zarar veren veya bir alacaklının durumunu haksız biçimde güçlendiren şekilde hareket etmişse, bu işlem iptal edilebilir. Böyle bir işleme katılan kişi, malvarlığı topluluğunun uğradığı zararı tazmin etmekle ve ayrıca bu malvarlığı topluluğu lehine ek bir tutar ödemekle yükümlü tutulabilir.

Mahkeme bu işlemleri iptal ederse, borçlunun malvarlığından çıkarılan mal veya değer yeniden bu malvarlığına döndürülebilir. Bu da alacaklıların taleplerinin karşılanması ve iflas usulü veya tasfiye masraflarının ödenmesi için kullanılabilecek kaynakları artırabilir.

Namibya’da alacak tahsilatı konusunda desteğe ihtiyacınız varsa, Grandliga sürecin her aşamasında yardımcı olabilir: borçlu ve belgelerin analizi, borçlunun kayıt ve ticari durumunun kontrolü, ödeme talebi stratejisinin hazırlanması, uzlaşma görüşmeleri, zamanaşımı değerlendirmesi, mahkeme süreci, hızlandırılmış karar imkânı, yabancı hukuk kararının tanınması ve icrası, malvarlığına yönelik icra işlemleri ve hukuken uygun olduğunda ödeme acziyle bağlantılı tahsilat adımları.

10.01.2025
557