Davanızı tartışalım
Analiz edip önerilerde bulunacağız
Çad’da alacak tahsilatı süreci, borcun kaynağının, borçlunun hukuki statüsünün, mali durumunun, fiili ticari faaliyetinin, mevcut davalarının, devam eden icra işlemlerinin, borca itiraz ihtimalinin ve Çad’daki malvarlığına ulaşılabilirliğin incelenmesiyle başlar. Çad bakımından ayrıca borcun ticari ilişkiden doğup doğmadığı, borçlunun özel şirket, kamu yapısı, yabancı sözleşme tarafı veya birden fazla ülkede varlığı bulunan bir işletme olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Borçlu ticari faaliyetlerine devam ediyorsa ve alacaklının tahsil imkânını hemen zayıflatan öncelikli dava veya icra işlemleri yoksa, öncelikle yargı dışı tahsilat aşaması uygulanabilir. Bu aşama, özellikle borçlunun borcu kabul ettiği, ödeme süresi istediği, taksit önerdiği, mal iadesi teklif ettiği veya taraflar arasında devam eden ticari ilişki bulunduğu durumlarda önemlidir.
Bu aşamada alacaklı ile borçlu arasında ödeme, taksitlendirme, mal iadesi, alacağın üçüncü kişiye devri, mahsup, hizmet veya mal değişimi gibi seçenekler müzakere edilir. Borçlunun yazılı borç kabulü, ödeme taahhüdü, belirli vadeli ödeme önerisi veya borç miktarına ilişkin beyanı, sonraki aşamalarda alacaklı açısından önemli delil değeri taşıyabilir.
Borçlu ile iletişim, içeriği ve gönderimi ispatlanabilecek bir ihtar veya resmi bildirimden sonra yürütülmelidir. Amaç, borçlunun ödeme iradesini netleştirmek, karar veren kişilere ulaşmak, borcun varlığını ve tutarını tartışmasız hale getirmek ve ödeme gerçekleşmezse dosyayı adli alacak tahsilatı aşamasına hazır hale getirmektir.
Dostane yol ödeme sağlamazsa veya ilk inceleme borçlunun borcu reddettiğini, malvarlığını gizlediğini, süreci uzattığını ya da başka alacaklılar tarafından takip edildiğini gösterirse, alacaklının borcun niteliğine ve mevcut delillere uygun yargısal yolu seçmesi gerekir.
Çad Cumhuriyeti, Afrika Ticaret Hukukunu Uyumlaştırma Örgütü üyesidir ve bu örgütün yeknesak kanunları üye devletlerde doğrudan uygulanır. Ticari borçların tahsilinde özellikle genel ticaret hukuku, basitleştirilmiş tahsil usulleri, icra yolları ve toplu tasfiye süreçlerine ilişkin hükümler önemlidir. Bu nedenle Çad’da alacak tahsilatı, yalnızca ulusal usul kurallarına değil, aynı zamanda Afrika ortak ticaret hukuku düzenlemelerine de dayanır.
Dava açmadan önce zamanaşımı süresi incelenmelidir. Ticari ilişkiden doğan borçlarda, tacirler arasındaki veya tacir ile tacir olmayan kişi arasındaki ticari işlemlerden kaynaklanan yükümlülükler kural olarak beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, hak sahibinin dava açmasını sağlayan olguları öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Zamanaşımının dolmasının sonuçları, borçlunun bu yönde itiraz ileri sürmesi halinde mahkeme tarafından dikkate alınır. Borçlunun borcu kabul etmesi, dava açılması veya icra işlemi yapılması zamanaşımını kesebilir. Kesilmeden sonra yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.
Taraflar zamanaşımı süresini hukuk tarafından izin verilen sınırlar içinde değiştirebilir. Süre bir yıldan az, on yıldan fazla olacak şekilde kararlaştırılamaz. Taraflar ayrıca, zamanaşımının durması veya kesilmesi sebeplerini sözleşmeyle genişletebilir.
Çad Cumhuriyeti’nde adli alacak tahsilatı, borcun niteliğine ve delillerin durumuna göre olağan dava yolu veya ödeme emri yoluyla yürütülebilir.
Olağan dava yolu, borcun itirazlı olduğu, taraflar arasında ayrıntılı delil tartışması gerektiği veya dosyanın ödeme emri için yeterince açık olmadığı hallerde kullanılır. Yetkili ilk derece mahkemesi önünde olağan dava, borçluya icra memuru aracılığıyla tebliğ edilen dava çağrısı ile başlatılır. Mahkemenin türüne ve uygulanacak usule göre dava, dilekçe, elektronik başvuru, mahkeme kaleminde tutanağa geçirilen yazılı veya sözlü beyan ya da tarafların hâkim önüne birlikte çıkması yoluyla da açılabilir.
Dava çağrısında tarafların kimliği, başvurulan mahkeme, olayların özeti, talebin hukuki dayanağı, talep edilen tutar, faiz, cezai şart veya masraflar ve borçlunun mahkemeye davet edildiği duruşma bilgileri yer almalıdır. Ticari borç dosyasında alacaklı, borcun varlığını, miktarını ve muaccel olduğunu gösteren belgeleri hazırlamalıdır: sözleşme, sipariş formu, fatura, teslim belgesi, kabul tutanağı, borç ikrarı, ticari yazışmalar, ihtar, hesap ekstresi, faiz hesabı ve borçlunun kimliğini veya malvarlığının yerini gösteren belgeler.
Olağan dava çağrısında davalıya duruşmaya hazırlanması için yeterli süre tanınmalıdır. Uygulamada, tebliğ ile duruşma günü arasında en az on beş günlük süre bulunması gerekir. Davalı mahkemenin bulunduğu yer dışında veya Çad dışında ise, bu süre mesafe kurallarına göre uzayabilir. Uluslararası dosyalarda tebliğin nasıl yapıldığı, hangi adrese gönderildiği, kime teslim edildiği ve savunma hakkına uygun süre bırakılıp bırakılmadığı özellikle önemlidir.
Duruşma tarihinde taraflar bizzat veya vekilleri aracılığıyla mahkemeye çıkar. Davalı usulüne uygun şekilde çağrıldığı halde duruşmaya gelmezse, mahkeme alacaklının sunduğu belgeler üzerinden değerlendirme yapabilir. Davalı duruşmaya gelir ve borca itiraz ederse, mahkeme tarafların beyanlarını dinler, belgeleri inceler ve gerekirse dosyanın ön inceleme aşamasına alınmasına karar verir.
Ön inceleme aşamasında mahkeme belgelerin sunulmasını isteyebilir, tarafları dinleyebilir, delilleri değerlendirebilir, tanıkları sorgulayabilir, keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Bu aşama özellikle mal teslimi, hizmet sözleşmesi, uluslararası ticari ilişki, cari hesap, teminat, mahsup iddiası veya uzun süreli iş ilişkilerinden doğan alacaklarda önemlidir.
Ön inceleme tamamlandıktan sonra dosya esas hakkında duruşmaya gönderilir. Taraflar nihai taleplerini, savunmalarını ve delillerini sunar. Mahkeme borcun varlığını, tutarını, muacceliyetini, talep edilen faizi, borçlunun savunmalarını ve varsa karşı talepleri değerlendirerek karar verir. Karar icra edilebilir hale geldiğinde cebri icra için dayanak oluşturabilir.
Ödeme emri usulü, basitleştirilmiş alacak tahsil usulleri ve icra yollarına ilişkin ortak ticaret hukuku hükümlerine tabidir. Bu yol, alacağın kesin, likit ve muaccel olduğu; borcun sözleşmeden, ticari senetten veya ödenmemiş çekten kaynaklandığı durumlarda uygulanabilir.
Bu usulü başlatmak için alacaklı, borcun varlığını, miktarını ve muacceliyetini doğrulayan belgelerle birlikte yetkili mahkemeye başvurur. Mahkeme başvuruyu tamamen veya kısmen haklı görürse, kabul edilen tutar için ödeme emri verir. Başvuru tamamen veya kısmen reddedilirse, alacaklı aynı borç için olağan dava yoluna başvurabilir.
Başvuru ve ödeme emrinin onaylı örneği, karar tarihinden itibaren üç ay içinde alacaklı tarafından borçluya tebliğ ettirilmelidir. Bu süre içinde tebliğ yapılmazsa ödeme emri hükümsüz hale gelir. Tebliğden sonra borçlunun ödeme yapması veya itiraz etmesi için on günlük süresi vardır. Uygulanabilir mesafe süreleri varsa bu süreye eklenir.
Borçlu süresi içinde itiraz etmezse alacaklı, mahkeme kaleminden ödeme emrine icra formülü eklenmesini isteyebilir. Bu talep, itiraz süresinin bitiminden itibaren iki ay içinde yapılmalıdır. Borçlu itirazından vazgeçmişse, iki aylık süre bu vazgeçmeden itibaren işler. İcra formülü eklendikten sonra ödeme emri çekişmeli yargılama sonunda verilmiş karar gibi sonuç doğurur ve icra işlemlerinin başlatılmasına imkân verir.
Borçlu itiraz ederse, itirazını alacaklıya, mahkeme kalemine ve tebliği yapan görevliye bildirmelidir. Taraflar yetkili mahkeme önüne çağrılır ve hâkim önce uzlaşma sağlamaya çalışır. Uzlaşma sağlanırsa taraflarca imzalanan tutanak düzenlenir ve bu tutanak icra edilebilir hale getirilebilir. Uzlaşma sağlanmazsa mahkeme uyuşmazlığı inceler ve ödeme emrinin yerine geçen bir karar verir.
İlk derece mahkemesinin olağan dava yolunda verdiği karar, yetkili istinaf mahkemesi önünde istinafa götürülebilir. Medeni ve ticari işlerde istinaf süresi bir aydır. İstinaf başvurusu, itiraz edilen kararı, tarafları, kararın hangi kısımlarına itiraz edildiğini, başvuran tarafın taleplerini ve dayandığı belgeleri göstermelidir.
Ödeme emrine yapılan itiraz üzerine verilen karar için özel süre uygulanır. Bu karar on beş gün içinde istinafa götürülebilir. Karar tarafların huzurunda verilmişse süre kararın açıklanmasından, yoklukta verilmişse kararın tebliğinden itibaren başlar. İstinaf ve istinaf süresi kural olarak kararın icrasını durdurur; ancak mahkeme geçici icraya karar vermişse bu sonuç farklılaşabilir.
Bu özel usulde istinaf, mahkeme dışı resmi işlemle yapılır. İstinaf işlemi karşı tarafa ve kararı veren mahkemenin kalemine tebliğ edilir. Mahkeme kalemi, tebliğden itibaren on gün içinde dosyayı ve tüm ekleri yetkili istinaf mahkemesine gönderir. İstinaf mahkemesindeki ilk duruşma, dosyanın alınmasından itibaren bir aydan daha geç bir tarihe bırakılamaz ve istinaf mahkemesi ilk duruşmadan itibaren iki ay içinde karar verir.
Uyuşmazlık ortak ticaret hukuku hükümlerinin yorumlanması veya uygulanmasıyla ilgiliyse, ortak yargı denetimi ayrıca dikkate alınır. Ulusal mahkemeler ilk derece ve istinaf aşamalarında uyuşmazlığı inceler; ortak ticaret hukuku kurallarının uygulanmasına ilişkin konular ise Ortak Adalet ve Tahkim Mahkemesi önüne taşınabilir.
Alacaklının elinde yabancı bir mahkeme kararı veya tahkim kararı varsa, Çad’da icra işlemlerine geçmeden önce yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi değerlendirilmelidir. Yabancı mahkeme kararları ve tahkim kararları, Çad’da icra edilebilir hale getirildikten sonra borçlunun Çad’daki malvarlığına yönelmek için dayanak oluşturabilir.
Alacaklı icra edilebilir belge elde ettikten sonra, ortak ticaret hukuku hükümlerine göre cebri icra işlemlerini başlatabilir. İcra tedbirleri borçlunun banka hesaplarına, taşınır mallarına, taşınmazlarına, menkul kıymetlerine, üçüncü kişilerdeki alacaklarına veya üçüncü kişilerin elinde bulunan mallarına yöneltilebilir. Hangi tedbirin seçileceği borcun tutarına, borçlunun malvarlığına, mevcut belgeye ve tahsil ihtimaline bağlıdır.
Cebri icra, kesin, likit ve muaccel bir alacağa dayanmalıdır. Bankalar, borçlunun malını elinde bulunduran kişiler veya icra için gerekli bilgileri sağlayabilecek üçüncü kişiler, hukuka uygun şekilde talep edildiğinde icra işlemine yardımcı olmakla yükümlüdür. Haklı sebep olmaksızın iş birliği yapılmaması, ilgili üçüncü kişi bakımından sorumluluk doğurabilir.
Borçlu bir kamu tüzel kişisi, yerel yönetim veya kamu kurumu ise icra bakımından özel kurallar dikkate alınır. Kamu yapıları hakkında doğrudan icra tedbirleri sınırlı olabilir; buna karşılık kesin, likit ve muaccel borçlar için mahsup, bütçeye kayıt veya ilgili kamu usulleri üzerinden ödeme mekanizmaları gündeme gelebilir. Bu ayrım, borcun kamu sözleşmesinden, kamu ihalesinden, kamu kurumuna sunulan hizmetten veya devlet kontrolündeki bir yapı ile ticari ilişkiden doğduğu durumlarda önemlidir.
İcra işlemleri, uygulanabilir şekil, süre ve sınırlar içinde yapılmalıdır. İcra masrafları kural olarak borçluya yüklenebilir; ancak icra edilebilir belge olmadan veya hukuki koşullar oluşmadan yapılan işlemlerin masrafları alacaklı üzerinde kalabilir.
Borçlunun ödeme güçlüğü içinde olması halinde tahsilat, toplu tasfiye süreçleri kapsamında da yürütülebilir. Çad’da bu süreçler, ortak ticaret hukukunun borçların toplu şekilde tasfiyesine ilişkin hükümlerine tabidir. Borçlunun durumuna göre önleyici süreçler, yeniden yapılandırma veya malvarlığının tasfiyesi gündeme gelebilir.
Alacaklı, borçlunun muaccel borçlarını mevcut varlıklarıyla ödeyemediği durumlarda bu süreçten etkilenebilir. Bu aşamada alacaklının amacı yalnızca bireysel karar almak değil, alacağını usulüne uygun şekilde bildirmek, toplu süreçte haklarını korumak ve borçlunun alacaklılar aleyhine mal kaçırmasını önlemektir.
Borçlunun malvarlığı alacaklıların alacaklarını tam olarak karşılamaya yetmiyorsa, şüpheli dönemde yapılan bazı işlemler alacaklılara karşı hükümsüz sayılabilir. Şüpheli dönem, kural olarak ödemelerin durduğu tarihten sürecin açılmasına ilişkin karara kadar uzanan dönemdir; ödemelerin durduğu tarih, hukukun izin verdiği sınırlar içinde geriye alınabilir.
Bu kapsamda özellikle taşınır veya taşınmaz malların karşılıksız devri, borçlunun yükümlülüklerinin karşı tarafın yükümlülüklerini önemli ölçüde aştığı sözleşmeler, borçların erken ödenmesi, önceki borçlar için teminat verilmesi ve borçlunun ödeme güçlüğünü bilen kişiyle yapılan bazı bedelli işlemler tartışma konusu olabilir.
Bu işlemlerin hükümsüz sayılması veya iptali, borçlunun malvarlığının yeniden oluşturulmasını ve alacaklıların uygulanacak sıraya göre daha yüksek oranda ödeme almasını sağlayabilir. Ağır durumlarda, şirketi yöneten kişilerin sorumluluğu da gündeme gelebilir; özellikle yönetim kusuru malvarlığı yetersizliğine katkı sağlamışsa, yöneticilere karşı zararın tamamlanmasına veya ortak ticaret hukukunda öngörülen yaptırımlara ilişkin talepler ileri sürülebilir.
Çad’da alacak tahsilatı konusunda desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, Grandliga dosyanızı her aşamada değerlendirebilir: delillerin incelenmesi, dostane tahsilat stratejisi, olağan dava yolu ile ödeme emri arasında seçim yapılması, dava ve başvuru belgelerinin hazırlanması, kanun yollarının takibi, yabancı kararın tanınması ve tenfizi, cebri icra işlemleri ve toplu tasfiye süreçlerinden doğan risklerin yönetimi. Çalışmamız, alacaklının haklarını korumaya, dosyayı hukuken güçlendirmeye ve borçlunun malvarlığı ile statüsüne uygun tahsil yolunu belirlemeye yöneliktir.
Analiz edip önerilerde bulunacağız