Yabancı bir alacaklı Almanya, Polonya, İtalya, Ukrayna veya başka bir ülkede alacak uyuşmazlığı yürütürken önemli bir tanık, bağlantılı bir şirket ya da gerekli belgelere sahip bir kişi Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunabilir. Bu tür delillerden yararlanmak için asıl alacak uyuşmazlığının ABD mahkemelerine taşınması gerekmez.
28 U.S.C. § 1782, belirli koşullar altında bir ABD federal bölge mahkemesinin bir kişiyi, uygun nitelikteki yabancı veya uluslararası bir yargı mercii önünde yürütülen bir yargılamada kullanılmak üzere tanıklık yapmaya, belge sunmaya veya başka deliller sağlamaya zorlamasına imkân tanır. Başvuru, yabancı yargı merciinin kendisi tarafından veya yabancı yargılamanın taraflarından birini de kapsayabilen “ilgili kişi” tarafından yapılabilir.
Uluslararası bir alacaklı açısından bu mekanizma, yurt dışındaki uyuşmazlık için gerekli bir delilin ABD ile gerçek bir bağlantısı olduğunda özellikle yararlı olabilir. Bununla birlikte § 1782, her türlü bilgiyi sınırsız biçimde elde etmeye yarayan genel bir araştırma aracı değildir. Kanuni koşullar yerine getirilmiş olsa bile mahkeme, istenen delillerin sağlanmasına otomatik olarak izin vermek zorunda değildir.
Yabancı bir alacaklı § 1782’yi ne zaman kullanabilir?
§ 1782’nin uygulanabilmesi için birden fazla koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Delil istenen kişi veya şirket, başvurunun yapıldığı federal mahkeme bölgesinde ikamet etmeli veya o bölgede “bulunuyor” sayılmalıdır.
Başvuru sahibi “ilgili kişi” niteliğinde olmalı ya da uygun bir yabancı veya uluslararası yargı merciinin talebi üzerine hareket etmelidir.
Talep, belge, tanık beyanı veya diğer materyaller gibi delillere ilişkin olmalı ve bu deliller uygun bir yabancı yargılamada kullanılmak üzere istenmelidir.
Son koşul özellikle önemlidir. ABD’de elde edilen bilgilerin alacaklıya gelecekte bir gün faydalı olabileceğini söylemek tek başına yeterli değildir. İstenen deliller ile mevcut veya yeterince somut biçimde öngörülen yabancı yargılama arasında gerçek bir bağlantı bulunmalıdır.
Intel Corp. v. Advanced Micro Devices, Inc., 542 U.S. 241 (2004) kararında ABD Yüksek Mahkemesi, yabancı yargılamanın § 1782 başvurusu yapıldığı anda mutlaka açılmış olmasının gerekmediğini açıkladı.
Ancak söz konusu yargılamanın makul biçimde öngörülebilir olması gerekir — within reasonable contemplation.
Bu durum henüz dava açmaya hazırlanan bir alacaklı açısından önemli olabilir. Bazı koşullarda dava resmen başlamadan önce delil talep etmek mümkündür; ancak gelecekte teorik olarak bir uyuşmazlık çıkabileceği yönündeki soyut ihtimal yeterli değildir.
Başvuru sahibi, yargılamanın gerçekten planlandığını gösterebilmeli ve istenen materyallerin bu yargılamada nasıl kullanılacağını açıklayabilmelidir.
ABD mahkemesi hangi delillerin sunulmasını emredebilir?
§ 1782, kişilerin tanıklık veya beyanlarını, belgeleri ve diğer maddi delilleri kapsayabilir.
Ticari bir alacak uyuşmazlığında, olayın özelliklerine göre aşağıdakiler söz konusu olabilir:
- sözleşmeye ve ticari ilişkilere ilişkin yazışmalar;
- belirli ödemeler ve işlemlerle ilgili belgeler;
- ihtilaflı bir işlem hakkındaki bilgiler;
- uyuşmazlığın konusu ile doğrudan bağlantılı şirket içi belgeler;
- sözleşmenin kurulması veya ifası hakkında doğrudan bilgisi bulunan kişinin beyanı;
- belirli bir ödeme, malvarlığı devri veya ihtilaflı işleme ilişkin materyaller.
Önemli olan belgenin adı değil, yabancı yargılama ile bağlantısıdır.
Mahkeme farklı bir usul belirlemediği sürece delillerin elde edilmesi ABD Federal Medeni Usul Kuralları çerçevesinde yürütülür.
Aynı zamanda § 1782, hukukça korunan gizlilik veya ayrıcalıkları otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Örneğin avukat-müvekkil gizliliği kapsamında korunan bir yazışma, yalnızca § 1782 başvurusu yapıldığı için erişilebilir hâle gelmez.
Bu nedenle iyi hazırlanmış bir başvuru yalnızca uzun bir belge listesi içermemeli, her belge kategorisinin yabancı davadaki hangi somut hususun ispatı için gerekli olduğunu da açık biçimde açıklamalıdır.
Kanuni şartların yerine getirilmesi delillerin mutlaka elde edileceği anlamına gelmez
§ 1782’nin biçimsel şartları yerine getirilmiş olsa bile federal mahkeme geniş bir takdir yetkisini korur.
Intel kararında Yüksek Mahkeme, mahkemelerin adli yardım talebini değerlendirirken dikkate alabileceği dört temel faktör belirledi.
İlk olarak, delil talep edilen kişinin yabancı yargılamanın zaten bir katılımcısı olup olmadığı önemlidir.
Bu kişi yabancı davada yer alıyorsa ve yabancı mahkeme gerekli materyallerin sunulmasını doğrudan emredebiliyorsa ABD adli yardımına duyulan ihtiyaç daha düşük olabilir.
Buna karşılık belgeler veya tanık, yabancı yargılamaya taraf olmayan ve yabancı mahkemenin fiilî zorlayıcı yetkisinin dışında kalan üçüncü bir kişide bulunuyorsa § 1782 özellikle değerli hâle gelebilir.
İkinci olarak ABD mahkemesi, yabancı merciin niteliğini, yargılamanın özelliklerini ve ABD mahkemesinin yardımıyla elde edilen delilleri kabul etmeye ne ölçüde açık olduğunu değerlendirebilir.
Üçüncü olarak mahkeme, başvurunun yabancı hukuktaki veya yabancı mahkemenin koyduğu delil toplama sınırlamalarını aşmaya yönelik olup olmadığını inceleyebilir.
Dördüncü olarak aşırı geniş, külfetli veya gereksiz ölçüde müdahaleci talepler reddedilebilir ya da önemli ölçüde daraltılabilir.
Bu nedenle hukuken mümkün bir başvuru, talebin kötü hazırlanmış olması nedeniyle başarısız olabilir.
Borçluya ilişkin yıllar boyunca yapılmış tüm yazışmaları, tüm işlemleri ve tüm belgeleri talep etmek; belirli bir sözleşme, ödeme, malvarlığı devri veya uyuşmazlıkta ispatlanması gereken somut bir olay hakkında sınırlı bir talep sunmaktan çok farklı değerlendirilecektir.
Yabancı hukuk aynı delil toplama mekanizmasını öngörmek zorunda değildir
Intel kararının en önemli sonuçlarından biri, § 1782’nin talep edilen delilin yabancı ülkenin usul hukukunda da aynı şekilde elde edilebilir olmasını genel bir ön koşul olarak aramamasıdır.
Başka bir ifadeyle, uyuşmazlığın görüldüğü ülkenin hukukunda ABD’deki sisteme benzer zorunlu belge sunma mekanizmasının bulunmaması, tek başına ABD federal mahkemesine başvurulmasını engellemez.
Yüksek Mahkeme, kanuna bu tür ek bir sınırlama getirmeyi reddetti.
Ancak bu, yabancı usul kurallarının önemsiz olduğu anlamına gelmez.
ABD mahkemesi, § 1782’nin belirli bir yabancı yasağı veya usul politikasını dolanmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığını dikkate alabilir.
Bu noktada iki durum birbirinden ayrılmalıdır.
İlk durumda yabancı hukuk, yalnızca ABD’dekiyle aynı zorunlu delil toplama aracını sağlamıyordur.
İkinci durumda ise yabancı mahkeme veya uygulanabilir hukuk, belirli bir delil türünün elde edilmesini veya kullanılmasını açıkça sınırlandırıyordur.
İkinci durum, ABD federal mahkemesinin kararını önemli ölçüde etkileyebilir.
ZF Automotive sonrasında özel uluslararası tahkim
§ 1782’nin kapsamına ilişkin önemli bir sınırlama, ABD Yüksek Mahkemesinin ZF Automotive US, Inc. v. Luxshare, Ltd., 596 U.S. 619 (2022) kararında teyit edildi.
Mahkeme oybirliğiyle, § 1782’de yer alan foreign or international tribunal kavramının devlet veya devletler arası yetki kullanan organları kapsadığına, sıradan özel uyuşmazlık çözüm organlarını ise kapsamadığına karar verdi.
Bu nedenle Yüksek Mahkemenin değerlendirdiği tahkim heyetleri § 1782 kapsamına girmedi.
Bu ayrım, uluslararası alacak tahsilatı bakımından doğrudan pratik sonuçlar doğurur.
Bir alacaklı, yalnızca sözleşmede uluslararası ticari tahkim şartı bulunduğu için § 1782’den yararlanılabileceğini varsaymamalıdır.
Tahkim heyeti tarafların sözleşmesiyle kurulmuş ve özel nitelikteyse, ZF Automotive sonrasında § 1782 kapsamında delil elde edilmesi mümkün olmayabilir.
Bununla birlikte ilgili organ bir veya birden fazla devlet tarafından oluşturulmuşsa ya da yetkisini doğrudan devlet veya devletler arası otoriteden alıyorsa değerlendirme daha karmaşık olabilir.
Dolayısıyla yalnızca “tahkim” adı değil, uyuşmazlığı çözen organın hukuki niteliği önemlidir.
Yabancı yargılamanın niteliği, § 1782 başvurusunun hazırlanması için önemli masraflar yapılmadan önce incelenmelidir.
Doğru federal mahkeme bölgesinin seçilmesi neden kritiktir?
Yaygın hatalardan biri, ABD’de faaliyet gösteren bir şirketten herhangi bir uygun federal mahkeme aracılığıyla delil istenebileceğini düşünmektir.
§ 1782, yetkiyi ilgili kişinin “ikamet ettiği veya bulunduğu” federal bölge mahkemesine verir — resides or is found.
Ancak ABD’deki federal temyiz mahkemeleri is found ifadesini her bölgede aynı şekilde yorumlamamaktadır.
In re del Valle Ruiz, 939 F.3d 520 (2d Cir. 2019) kararında İkinci Federal Temyiz Dairesi nispeten geniş bir yaklaşım benimsedi.
Mahkeme, found kavramını anayasal usule uygun kişisel yargı yetkisinin sınırlarıyla ilişkilendirdi ve ayrıca kişinin ilgili bölgeyle temasları ile talep edilen deliller arasındaki bağlantıyı değerlendirdi.
Dördüncü Federal Temyiz Dairesi ise In re Eli Lilly & Co., 37 F.4th 160 (4th Cir. 2022) kararında daha dar bir yaklaşım uyguladı.
Eli Lilly, Avrupa’daki patent davalarında kullanılmak üzere Novartis Pharma AG’den belgeler elde etmeye çalıştı.
Dördüncü Daire başvurunun reddini onadı ve gerekli fiziksel varlık bulunmadığı için Novartis’in Eastern District of Virginia’da “bulunduğu” kabul edilemeyeceğine karar verdi.
Yabancı bir alacaklı açısından bu farklılıkların doğrudan pratik sonuçları vardır.
Başvurudan önce şu hususlar belirlenmelidir:
- gerekli delilleri fiilen kimin elinde bulundurduğu veya kontrol ettiği;
- bu kişi veya şirketin nerede bulunduğu;
- hangi federal bölge mahkemesinin yetkili olabileceği;
- hangi federal temyiz dairesinin içtihadının uygulanacağı;
- muhatabın bölge ile bağlantısının, orada geçerli olan resides or is found yorumunu karşılayıp karşılamadığı.
Mahkemenin yalnızca kolaylık nedeniyle seçilmesi, hâkimin talep edilen delillerin önemini değerlendirmesine dahi geçmeden başvurunun reddedilmesine yol açabilir.
ABD dışında saklanan belgeler de talep edilebilir mi?
Elektronik bir dosyanın veya basılı bir belgenin fiziksel olarak ABD dışında saklanması, tek başına § 1782’nin uygulanmasını her durumda engellemez.
In re del Valle Ruiz kararında İkinci Daire, belgelerin yalnızca ABD dışında bulunması nedeniyle kapsam dışında sayılmasını gerektiren mutlak bir yasak bulunmadığı sonucuna vardı.
Benzer bir yaklaşım On Birinci Federal Temyiz Dairesinin Sergeeva v. Tripleton International Ltd., 834 F.3d 1194 (11th Cir. 2016) kararında da uygulandı.
Pratik olarak bu, yalnızca belgenin fiziksel konumunun değil, belgenin talebin yöneltildiği kişinin zilyetliğinde, muhafazasında veya kontrolünde bulunup bulunmadığının da önemli olabileceği anlamına gelir.
Ancak bundan, ABD’deki bir şirketin aynı şirketler grubundaki herhangi bir yabancı şirketten her türlü belgeyi otomatik olarak temin etmek zorunda olduğu sonucu çıkarılamaz.
Mahkeme, belgeler üzerindeki gerçek kontrolü, şirketler arası ilişkileri, talebin kapsamını, muhataba getirdiği yükü ve diğer koşulları değerlendirebilir.
Bu nedenle yabancı alacaklı, neden özellikle ABD’deki muhatabın istenen belgeleri gerçekten elinde bulundurduğunu, muhafaza ettiğini veya yeterli düzeyde kontrol ettiğini somut olarak açıklamalıdır.
§ 1782 neden genel bir malvarlığı araştırma aracı değildir?
§ 1782, uluslararası bir alacak uyuşmazlığında özellikle cazip görünebilir; çünkü davadaki deliller bazen borçlunun varlıkları, ödemeleri veya malvarlığı transferlerine ilişkin bilgilerle kesişebilir.
Ancak bu hüküm, alacaklıya borçlunun dünya genelindeki tüm malvarlığını sınırsız biçimde araştırma hakkı veren bağımsız bir ABD süreci oluşturmaz.
Talep edilen deliller uygun bir yabancı yargılamada kullanılmak üzere istenmelidir.
Örneğin alacaklı, yabancı bir mahkemede borçlunun üçüncü kişiye yaptığı şüpheli malvarlığı devrini tartışıyor ve ABD’deki bir kişi bu devre doğrudan ilişkin yazışmalara sahipse, sınırlı ve hedefli bir talep uyuşmazlığın konusu ile açık bağlantı taşıyabilir.
Buna karşılık, başvuru sahibinin gelecekteki tahsilat için işe yarayabilecek bir şey bulma umuduyla borçlunun tüm hesapları, şirketleri, işlemleri ve varlıkları hakkında bilgi talep etmesi çok farklı bir durumdur.
§ 1782 stratejisi, mümkün olan en geniş bilgi listesinden değil, yabancı davada ispatlanması gereken belirli olay veya hukuki sorudan başlamalıdır.
Ana hedef borçludan alacağın tahsil edilmesi ise § 1782, daha geniş bir ABD’de alacak tahsilatı stratejisinin yalnızca olası usul araçlarından biri olarak değerlendirilmelidir; dava, kararın tanınması, cebri icra veya hukuka uygun malvarlığı araştırmasının yerine geçmez.
Başvuru yapılmadan önce neler hazırlanmalı?
§ 1782 başvurusu yapılmadan önce alacaklı, talebin usule ilişkin temelini dikkatle hazırlamalıdır.
Yabancı yargılama mümkün olduğunca açık biçimde tanımlanmalıdır: ilgili merci, taraflar, taleplerin niteliği ve yargılamanın mevcut aşaması belirtilmelidir.
Dava henüz resmen açılmamışsa, yargılamanın gerçekten makul biçimde öngörüldüğünü ve yalnızca teorik bir olasılık olmadığını gösterecek unsurlar bulunmalıdır.
Ardından talebin muhatabı ayrı olarak belirlenmelidir.
Bu kişinin borçlunun kendisi olması gerekmez.
Uygulamada, yabancı mahkeme aracılığıyla etkin biçimde elde edilemeyen belirli belgelere veya doğrudan olaya ilişkin bilgiye sahip üçüncü kişi çok değerli bir delil kaynağı olabilir.
Talep edilen her belge kategorisi yabancı davadaki belirli bir meseleyle ilişkilendirilmelidir.
“Borçluya ilişkin tüm belgeler” şeklindeki bir talebi gerekçelendirmek; belirli bir sözleşmeye, ödemeye, malvarlığı devrine, taraf beyanına veya ihtilaflı işleme ilişkin belgeleri istemekten genellikle çok daha zordur.
Başvurudan önce doğru federal mahkeme bölgesi ve o bölgede bağlayıcı olan temyiz içtihadı da kontrol edilmelidir.
Muhatap çok uluslu bir şirketse, şirketler grubunun ABD’de faaliyet göstermesi tek başına yeterli olmayabilir.
Son olarak Intel faktörleri, karşı taraf itiraz ettikten sonra değil, başvuru hazırlanırken dikkate alınmalıdır.
Önceden özellikle şu hususların değerlendirilmesi yararlıdır:
- delilin yabancı yargılama aracılığıyla elde edilip edilemeyeceği;
- yabancı merciin ABD’de elde edilen delillere yaklaşımı;
- talebin yabancı sınırlamaları aşma girişimi olarak görülüp görülmeyeceği;
- talebin yeterince belirli ve ölçülü olup olmadığı;
- talebin yerine getirilmesinin muhataba ne ölçüde yük getireceği.
Yabancı alacaklı açısından pratik önemi
§ 1782’nin temel özelliği, yabancı bir alacak uyuşmazlığının esasını ABD mahkemelerine taşımadan Amerikan usul mekanizmasından yararlanarak delil elde edilmesine imkân verebilmesidir.
Bu araç, alacaklının aynı anda dört unsuru açıkça belirleyebildiği durumlarda özellikle yararlı olabilir:
somut bir delil eksikliği, uygun bir yabancı yargılama, ABD’de doğru bir muhatap ve mahkemenin takdir incelemesinden geçebilecek kadar dar ve belirli bir talep.
Sınırlamalar da en az avantajlar kadar önemlidir.
ZF Automotive sonrasında özel ticari tahkim § 1782 kapsamı dışında kalabilir.
Resides or is found ifadesinin yorumu federal temyiz daireleri arasında değişebilir.
Aşırı geniş bir talep daraltılabilir veya tamamen reddedilebilir.
Ayrıca § 1782, uygun bir yabancı yargılama ile yeterli bağlantısı bulunmayan genel ve spekülatif bir malvarlığı araştırması için tasarlanmamıştır.
Bu nedenle sınır ötesi bir alacak uyuşmazlığında gerekli delillerin ABD ile bağlantısı mümkün olduğunca erken incelenmelidir.
Önemli belgeler veya tanıklar ABD ile bağlantılı bir kişi ya da şirketin elindeyse, ilk pratik adım doğru federal mahkeme bölgesini, yabancı yargılamanın niteliğini ve istenen delilin bu yargılamada hangi somut amaçla kullanılacağını belirlemek olmalıdır.

