Main img Sırbistan’da alacak tahsilatı

Sırbistan’da alacak tahsilatı

Sırbistan’da alacak tahsilatı süreci, borçlunun, borcu kanıtlayan belgelerin ve tahsilatın gerçekçi olup olmadığının hukuki ve pratik olarak değerlendirilmesiyle başlar. Bu aşamada borçlunun şirket, girişimci veya gerçek kişi olup olmadığı, faaliyetlerine devam edip etmediği, hakkında mahkeme davası, icra süreci, banka hesabı blokajı, ödeme güçlüğü belirtisi veya tahsilatı zorlaştırabilecek başka durumlar bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Borçlu bir ticari işletme ise değerlendirme, Sırbistan’daki ticaret sicilinde yer alan kayıt durumunu, değişiklik geçmişini, erişilebilir mali tabloları ve borçlunun malvarlığı ile fiili faaliyetini anlamaya yardımcı olan bilgileri kapsamalıdır. Strateji belirlenirken borçlunun Sırbistan Ulusal Bankası nezdindeki zorunlu tahsilat sisteminde görünüp görünmediğinin kontrol edilmesi de önemlidir; çünkü hesap blokajı, görüşme, dava, icra ve iflas süreci arasında yapılacak seçimi doğrudan etkileyebilir.

Borçlu hakkında gönüllü tahsilatı gerçekçi olmaktan çıkaran mahkeme davası, icra tedbiri veya hesap blokajı yoksa ve borçlu ticari faaliyetlerine devam ediyorsa, önce dava öncesi tahsilat aşamasının kullanılması uygundur.

Bu aşama, ödemenin alınması, ödeme planı yapılması, borcun kabulünün sağlanması, malların iadesi, borcun üçüncü kişiye devri, karşılıklı alacakların mahsup edilmesi veya hukuka uygun başka bir uzlaşma yolunun belirlenmesi amacıyla borçlu ile düzenli görüşmeler yapılmasını içerir.

Borçlu ile iletişim, yazılı bildirimin posta, elektronik posta, telefon veya mesajlaşma aracıyla gönderilmesinden sonra başlar. Temel amaç, yetkili temsilciler veya karar alma yetkisine sahip kişilerle temas kurmak, borçlunun tutumunu belirlemek, yazışma kanıtlarını korumak ve alacağın dava açılmadan tahsil edilip edilemeyeceğini değerlendirmektir. Dava öncesi aşama pratik sonuç vermezse veya ilk değerlendirme bu yolun uygun olmadığını gösterirse, sonraki adım yargı yoluyla alacak tahsilatı olur.

Yargı yoluna başvurmadan önce zamanaşımı süresi değerlendirilmelidir. Sırbistan borçlar hukukuna göre genel zamanaşımı süresi 10 yıldır; ancak kanun daha kısa bir süre öngörmüşse bu özel süre uygulanır. Tüzel kişiler arasında mal satışı ve hizmet sunumundan doğan karşılıklı alacaklar ile bu sözleşmelerle bağlantılı giderlerin iadesine ilişkin talepler kural olarak 3 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre her teslimat, yapılan iş veya verilen hizmet için ayrı ayrı işlemeye başlar.

Zamanaşımı süresinin dolması, alacaklının mahkemeye başvurmasını kendiliğinden engellemez; çünkü mahkeme zamanaşımını kendiliğinden uygulamaz. Ancak borçlu yargılama sırasında zamanaşımına dayanırsa talep reddedilebilir. Zamanaşımı, borçlunun borcu kabul etmesiyle, özellikle kısmi ödeme, faiz ödemesi veya teminat verilmesiyle, ayrıca alacağın tespiti, güvence altına alınması veya zorla tahsili amacıyla dava açılması ya da mahkeme veya yetkili makam önünde başka bir işlem yapılmasıyla kesilebilir. Borçluya yalnızca yazılı veya sözlü ödeme talebi gönderilmesi, tek başına zamanaşımını kesmek için yeterli değildir.

Sırbistan Cumhuriyeti, 1974 tarihli Uluslararası Mal Satımında Zamanaşımı Süresine İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesine de taraftır. Alacak bu sözleşmenin uygulama alanına giriyor ve sözleşme kapsamındaki uluslararası mal satımından kaynaklanıyorsa 4 yıllık zamanaşımı süresi uygulanabilir.

Alacağın tutarına, mevcut belgelere ve borçlunun tutumuna bağlı olarak Sırbistan hukuku yargı yoluyla alacak tahsilatı için birkaç yol öngörür:

1. Genel dava süreci, uyuşmazlığın ödeme emri yoluyla etkili biçimde çözülemeyeceği, borçlunun alacağa itiraz ettiği veya davanın olağan hukuk ya da ticaret yargılamasında incelenmesi gerektiği durumlarda uygulanır. Bu süreç dava açılmasını, dava dilekçesinin davalıya tebliğini, davalıya cevap hakkı verilmesini, gerekli hallerde duruşmalar yapılmasını ve tarafların sunduğu kanıtların değerlendirilmesini içerir.

Davanın incelenmesi sonucunda mahkeme karar verir. Karar, kanun yoluna başvuru süresi içinde başvuru yapılmazsa bu sürenin sonunda, başvuru yapılırsa ikinci derece yargılamanın tamamlanmasından sonra kesinleşir.

İlk derece mahkemesinin kararından memnun olmayan taraf, özel bir kural daha farklı süre öngörmediği sürece, karar örneğinin kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Kural olarak ikinci derece mahkemesi başvuruyu duruşma yapmadan inceler. Duruşma yapılmadığı durumda ikinci derece mahkemesi, dava dosyasının ilk derece mahkemesinden alınmasından itibaren en geç dokuz ay içinde karar vermelidir.

İkinci derece mahkemesinin kesin kararına karşı, kanuni şartların bulunması halinde, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Yüksek Mahkeme önünde olağanüstü kanun yoluna başvurulabilir. Malvarlığına ilişkin uyuşmazlıklarda bu yol, uyuşmazlığın itiraz edilen kısmının değeri Sırp dinarı cinsinden 40.000 avro karşılığını aşmıyorsa, ticari uyuşmazlıklarda ise 100.000 avro karşılığını aşmıyorsa kural olarak mümkün değildir. Değer, davanın açıldığı tarihte Sırbistan Ulusal Bankasının orta kuru esas alınarak hesaplanır.

2. Ödeme emri usulü, muaccel para alacakları için uygulanır; bu alacakların dava dilekçesine eklenen güvenilir belgelerle desteklenmesi ve borçluya vadesi geçmiş borcu ödemesi için daha önce bildirim gönderildiğinin kanıtlanması gerekir. Bu belgeler arasında resmi belgeler, onaylı özel belgeler, kambiyo senetleri ve çekler, onaylı ticari defterlerden alınan kayıtlar, faturalar ve özel düzenlemeler uyarınca resmi belge gücüne sahip diğer belgeler bulunabilir. Tüm kanuni şartlar mevcutsa mahkeme, davacı açıkça talep etmese bile ödeme emri verebilir.

Ödeme emri duruşma yapılmadan verilir. Mahkeme bu kararla davalıya, tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde alacağı ve masrafları ödemesini veya aynı süre içinde itiraz etmesini emreder. Kambiyo senedi ve çekten kaynaklanan uyuşmazlıklarda bu süre 3 gündür. Davalı süresinde itiraz etmezse ödeme emri itiraz edilmeyen kısım bakımından kesinleşir.

Borçlu süresinde itiraz ederse mahkeme esas duruşmayı belirler ve dosya çekişmeli yargılama olarak devam eder. Esas hakkında verilecek nihai kararda mahkeme, ödeme emrinin tamamen veya kısmen yürürlükte kalıp kalmayacağına ya da kaldırılıp kaldırılmayacağına karar verir.

3. Küçük değerli uyuşmazlıklar usulü, olağan hukuk uyuşmazlıklarında değeri Sırp dinarı cinsinden 3.000 avro karşılığını, ticari uyuşmazlıklarda ise 30.000 avro karşılığını aşmayan para alacakları için uygulanır. Değer, davanın açıldığı tarihte Sırbistan Ulusal Bankasının orta kuru esas alınarak hesaplanır. Bu usul, genel dava sürecinin mantığını korur; ancak bazı basitleştirmeler içerir: dava dilekçesi yazılı cevap verilmesi için davalıya gönderilmez, hazırlık duruşması yapılmaz ve istinaf başvurusu yalnızca temel usul ihlalleri ile maddi hukukun yanlış uygulanması nedenlerine dayanabilir. Küçük değerli uyuşmazlıklarda istinaf süresi 8 gündür ve ikinci derece kararına karşı olağanüstü kanun yoluna başvurulamaz.

Alacaklının Sırp borçluya karşı veya Sırbistan’da malvarlığı bulunan bir borçluya karşı verilmiş yabancı bir mahkeme kararı varsa, sonraki aşama yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve icrasıdır. Yabancı mahkeme kararı, Sırbistan’da ancak Sırp mahkemesi tarafından tanındıktan sonra hukuki sonuç doğurur. Tanıma için alacaklının genellikle yabancı mahkeme kararını ve bu kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleştiğini gösteren belgeyi sunması gerekir.

Yabancı mahkeme kararının icrası için ayrıca kararın verildiği ülke hukukuna göre icra edilebilir olduğunu gösteren belge sunulmalıdır. Sırp mahkemesi, örneğin borçlunun usulsüz tebligat nedeniyle yabancı yargılamaya katılamaması, konunun Sırp mahkemelerinin münhasır yetkisine girmesi, aynı konuda kesinleşmiş bir Sırp kararı veya tanınmış başka bir yabancı karar bulunması, tanımanın kamu düzenine aykırı olması ya da karşılıklılık bulunmaması halinde tanıma veya icrayı reddedebilir.

Kesin mahkeme kararının alınmasından sonra borçlu kararı gönüllü olarak yerine getirmezse alacaklı zorla icra sürecini başlatmalıdır. Sırbistan’da icra, mahkemeler ve kamu icra görevlileri tarafından icra edilebilir belgeler ve güvenilir belgeler temelinde yürütülür. Para alacaklarında icra, borçlunun banka hesaplarına, ücretine, üçüncü kişilerden olan alacaklarına, taşınır mallarına, taşınmaz mallarına, mali araçlarına, şirket paylarına ve diğer malvarlığı haklarına yöneltilebilir.

Uygulamada banka hesapları üzerinden icra özellikle önemlidir. Sırbistan Ulusal Bankası, borçlunun bankalardaki tüm hesaplarından, Sırp dinarı hesapları ve yabancı para hesapları dahil olmak üzere, borçlunun onayı olmaksızın ve kanuni öncelik sırasına göre zorunlu tahsilat yapar. Alacaklı yabancı gerçek kişi veya tüzel kişi ise hükmedilen tutarlar, yabancı para borcunun Sırp dinarı karşılığı üzerinden yerleşik olmayan kişilere ait hesaplar lehine icra edilebilir. Banka hesapları üzerinden icra, borçlunun kimlik numarasının bloke edilmesini, tüm banka hesaplarının bloke edilmesini ve bankaların bu borçlu adına yeni hesap açmasının engellenmesini de içerebilir.

İcra süreci alacağın tahsilini sağlamazsa ve borçluda ödeme güçlüğü belirtileri varsa, iflas süreci alacaklının haklarını korumak için ayrı bir yol haline gelebilir. Sırbistan hukukuna göre iflas, en az bir kanuni sebebin bulunması halinde açılabilir. Bu sebepler arasında sürekli ödeme yapamama, ödeme yapamama tehlikesi, aşırı borçluluk, kabul edilmiş yeniden yapılanma planına uyulmaması veya böyle bir planın hileyle ya da hukuka aykırı şekilde elde edilmesi yer alır.

Alacaklı, borçlunun sürekli ödeme yapamaması, kabul edilmiş yeniden yapılanma planına uymaması veya bu planın hileyle ya da hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olması halinde sürecin açılması için başvurabilir. Sürekli ödeme yapamama, diğer hallerin yanında, borçlunun para borçlarını vade tarihinden itibaren 45 gün içinde yerine getirememesi durumunda ortaya çıkar. Alacak tahsilatı uygulamasında banka hesaplarının kesintisiz biçimde bloke edilmiş olması da ödeme güçlüğü riskini ve bireysel icraya devam etmenin pratik değerini değerlendirirken önemli bir işaret olabilir.

İflas süreci veya alacağın tahsiline yönelik diğer işlemler kapsamında alacaklı, borçlu şirketin arkasındaki kişilere karşı sorumluluk doğuran sebeplerin bulunup bulunmadığını da değerlendirebilir. Sırbistan şirketler hukukuna göre sınırlı sorumluluk kuralını kötüye kullanan komandit ortak, limited şirket ortağı veya pay sahibi, şirketin borçlarından sorumlu tutulabilir.

Bu istisnai bir mekanizmadır ve kötüye kullanımın kanıtlanmasını gerektirir. Örneğin şirketin yasak bir amaç için kullanılması, şirket malvarlığının kişisel malvarlığı gibi tasarruf edilmesi, şirketin veya malvarlığının alacaklılara zarar vermek için kullanılması ya da şirketin yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini bilerek veya bilmesi gerekirken şirket malvarlığının kendi yararına veya üçüncü kişilerin yararına azaltılması bu kapsamda değerlendirilebilir. Alacaklı böyle bir talep için süreleri de dikkate almalıdır: kötüye kullanımın öğrenildiği tarihten itibaren altı ay ve her durumda kötüye kullanım tarihinden itibaren en geç beş yıl.

Sırbistan’da alacak tahsilatı konusunda desteğe ihtiyacınız varsa ekibimiz sürecin her aşamasında yardımcı olabilir: borçlunun değerlendirilmesi, sözleşmelerin ve kanıtların incelenmesi, dava öncesi görüşmeler, dava stratejisinin hazırlanması, ödeme emri süreci, genel dava süreci, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve icrası, zorla icra, ödeme güçlüğüyle bağlantılı işlemler ve sınırlı sorumluluğun kötüye kullanılmasından doğan sorumluluk risklerinin değerlendirilmesi. Alacaklıların, borçlunun durumu, mevcut belgeler, malvarlığı ve Sırbistan’daki usul yolları dikkate alınarak hukuken sağlam ve ticari açıdan gerçekçi bir tahsilat stratejisi seçmesine yardımcı oluyoruz.

26.06.2024
525