Hukuki analiz

İskoçya’da cebri icraya neden “diligence” denir?

İskoçya’da resmî cebri icra işlemleri diligence olarak adlandırılır. Bu kavramın neleri kapsadığını ve borçlunun malvarlığı türünün neden belirleyici olduğunu açıklıyoruz.

Birleşik Krallık İskoçya
İskoç borç tahsil prosedürleri, mahkeme kararı, ödeme talebi, malvarlığına yönelik icra yolları ve hukuki semboller

Yabancı bir alacaklı, İskoçya’daki bir borçluya karşı mahkeme kararı alır ve alacağını cebri icra yoluyla tahsil etmek ister. Bu aşamada alışılmadık bir terimle karşılaşabilir: sonraki adım, uygun diligence yönteminin belirlenmesidir.

Buradaki diligence, bir işlem öncesinde şirket veya karşı taraf hakkında yapılan hukuki ve ticari inceleme anlamına gelmez. İskoç hukukunda bu kelime, özellikle para borçlarının zorla yerine getirilmesi amacıyla kullanılan resmî icra prosedürlerinin genel adıdır.

Terminolojideki farklılık, çok daha önemli bir hukuki gerçeği yansıtır. İskoçya kendi hukuk sistemine ve kendi cebri icra yapısına sahiptir. Bu nedenle İngiltere ve Galler’de kullanılan kavramları ve icra mantığını doğrudan İskoçya’daki bir dosyaya uygulayan alacaklı, hem doğru yöntemi hem de bu yöntemin hangi malvarlığı unsuruna uygulanabileceğini yanlış değerlendirebilir.

Diligence tek bir icra işlemi değildir

İskoç hukukunda diligence, belirli tek bir cebri icra yönteminin adı değildir. Farklı zorla icra araçlarını kapsayan genel bir kavramdır.

İskoçya’da icra süreçleriyle ilgili resmî istatistikleri de yayımlayan kamu kurumu Accountant in Bankruptcy, diligence terimini İskoç hukukundaki çeşitli borç icra süreçlerini tanımlamak için kullanır.

Scottish Parliament tarafından yayımlanan materyallerde de bu terim, özel hukuk yükümlülüklerinin resmî ve zorlayıcı yöntemlerle yerine getirilmesine yönelik prosedürler için kullanılmaktadır.

Dolayısıyla diligence yalnızca eski mevzuatta kalmış tarihî bir ifade değildir. Resmî istatistiklere göre 2024–2025 döneminde İskoçya’da 589.405 diligence işlemi gerçekleştirilmiştir.

Bunun alacaklı açısından pratik sonucu açıktır: bir mahkeme kararının varlığı, alacağın hangi yöntemle fiilen tahsil edileceği sorusunu tek başına cevaplamaz.

Önce borçluya ait hangi malvarlığı unsurunun mevcut olduğu ve bunun nerede bulunduğu belirlenmelidir.

Malvarlığının türüne göre farklı diligence yöntemleri gündeme gelebilir.

  • Borçluya ait olup üçüncü bir kişinin elinde bulunan para veya diğer malvarlığı unsurları, belirli şartlarda arrestment kapsamına alınabilir.
  • Borçlunun çalışma gelirine earnings arrestment uygulanabilir.
  • Borçlunun zilyetliğinde bulunan belirli maddi taşınır mallar attachment konusu olabilir.
  • Inhibition, arazi ve binalar gibi taşınmazlar üzerinde borçlunun tasarruflarını sınırlayabilir; ancak tek başına taşınmazın satışına veya paranın doğrudan alacaklıya ödenmesine yol açmaz.
  • Belirli durumlar için başka özel diligence türleri de bulunmaktadır.

Bu nedenle söz konusu yöntemler birbirinin yerine kullanılabilecek araçlar değildir.

“Attachment” terimi yabancı alacaklıyı neden yanıltabilir?

Sınır ötesi alacak tahsilatında sık yapılan hatalardan biri, İngiltere’de kullanılan icra terminolojisinin İskoçya’ya kelimesi kelimesine aktarılmasıdır.

Örneğin İngiltere ve Galler’de bir alacaklı attachment of earnings order adı verilen bir yöntemle karşılaşabilir.

İskoçya’da ise ücret veya maaştan kesinti yapılmasını sağlayan yasal mekanizmanın adı earnings arrestmentdır.

Buna karşılık attachment kelimesi İskoç hukukunda farklı ve teknik bir anlam taşır. Debt Arrangement and Attachment (Scotland) Act 2002 uyarınca attachment, borçlunun belirli maddi taşınır mallarına yönelen bağımsız bir diligence türüdür.

Bu, alacaklı için yalnızca doğru çeviri meselesi değildir.

Bilinen malvarlığı unsuru borçlunun maaşıysa ve yabancı alacaklı İskoç danışmandan “attachment” yapılmasını isterse, ihtiyaç duyduğu yöntemden hukuken farklı bir mekanizmayı ifade etmiş olabilir.

Aynı dikkat diğer kavramlarda da gereklidir.

İskoç hukukundaki arrestment, ekonomik işlevi bakımından başka ülkelerde üçüncü kişilerin elindeki borçlu varlıklarına yönelen bazı icra yöntemlerine benzeyebilir. Ancak kendi İskoç hukuk kurallarına tabidir.

Benzer şekilde inhibition, İngiltere’deki charging order’ın İskoçya’daki adı olarak görülmemelidir. Bu kurumların hukuki sonuçları birbirinden farklıdır.

Dolayısıyla doğru terminoloji, yalnızca işlemin adını değil, hangi malvarlığı türüne uygulanabileceğini de belirlemeye yardımcı olur.

Mahkeme kararı icra hakkı verir, ancak tahsilatı garanti etmez

Diligence sistemini anlamak için iki aşamayı birbirinden ayırmak gerekir: cebri icra için hukuki yetkinin elde edilmesi ve para ya da malvarlığının fiilen tahsil edilmesi.

Kural olarak, olağan icra yöntemlerini kullanmak isteyen alacaklının İskoçya’da verilmiş bir mahkeme kararı — decree — veya icraya elverişli başka bir belgeye sahip olması gerekir.

Bununla birlikte, seçilen diligence yöntemine göre ilave ön işlemler de gerekebilir.

Bunların en önemlilerinden biri charge for paymentdır.

Bu, çoğu durumda daha ileri icra tedbirlerine geçilmeden önce borçluya tebliğ edilmesi gereken resmî bir ödeme ihtarıdır.

Borçludan borç tutarını, uygulanabilir faizleri ve masrafları ödemesini ister ve genel olarak gönüllü ödeme için 14 gün tanır.

Kanunun öngördüğü durumlarda borçlu gerçek kişi ise ayrıca Debt Advice and Information Package adı verilen, borç ve mevcut danışmanlık imkânlarına ilişkin yasal bilgilendirme paketinin verilmesi gerekebilir.

Bu gereklilikler, mahkeme kararı ile fiilî tahsilatın neden aynı şey olmadığını gösterir.

Decree, alacaklıya cebri icra için hukuki dayanak sağlar. Ancak sonrasında yine de doğru diligence yönteminin seçilmesi ve bu yöntemin gerçekten mevcut ve borcun ödenmesine hizmet edebilecek bir malvarlığı unsuruna yöneltilmesi gerekir.

İskoçya’daki birçok resmî icra işlemi, sheriff officers dâhil olmak üzere officers of court tarafından yerine getirilir.

İskoç icra sistemi somut malvarlığı unsuruna göre şekillenir

Bir alacaklının İskoç bir şirkete karşı 100.000 sterlin tutarında mahkeme kararı elde ettiğini düşünelim.

Şirketin banka hesabında önemli miktarda para varsa icra stratejisi arrestment üzerinde yoğunlaşabilir.

Borçlu maaş alan bir gerçek kişiyse earnings arrestment değerlendirilmesi gerekebilir.

Borçlunun makine, ekipman veya uygun başka taşınır malları varsa attachment gündeme gelebilir.

Borçlu arazi veya başka bir taşınmazın sahibiyse inhibition farklı ve özel bir işlev görebilir.

Bu örneklerin tamamında mahkeme kararı aynıdır.

Malvarlığı değiştiği için diligence yöntemi de değişir.

Bu nedenle borçlunun malvarlığının araştırılması ve değerlendirilmesi, fiilî icra başlamadan önce özellikle önem taşır.

Yalnızca borçlu şirketin kayıtlı adresini bilen bir alacaklı, geçerli bir mahkeme kararına sahip olabilir ancak gerçekçi bir tahsilat planına sahip olmayabilir.

Farklı icra işlemlerinin masraflarına katlanmadan önce borçlunun banka hesaplarının, çalışma gelirinin, taşınır mallarının, taşınmazlarının veya uygun bir diligence yöntemiyle ulaşılabilecek başka varlıklarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi önemlidir.

Malvarlığının bulunduğu yer de önem taşır.

İskoçya’da verilmiş bir decree, borçlunun dünyanın herhangi bir ülkesinde bulunan her malvarlığı unsurunun otomatik olarak İskoç diligence yöntemlerine tabi olacağı anlamına gelmez.

Bu nedenle uluslararası alacaklı açısından soru yalnızca:

“Mahkeme kararını nasıl icra ederiz?”

olmamalıdır.

Daha doğru soru şudur:

“Borçlunun hangi malvarlığı unsurları var, bunlar nerede bulunuyor ve hangi Scottish diligence yöntemi hukuken tam olarak bu varlıklara uygulanabilir?”

Diligence dava sona ermeden önce de kullanılabilir

Diligence kavramı İskoçya’da ikinci ve önemli bir bağlamda daha kullanılmaktadır.

Debtors (Scotland) Act 1987’nin Part 1A bölümü diligence on the dependence mekanizmasını düzenler.

İcra edilebilir bir hukuki dayanak elde edildikten sonra kullanılan olağan diligence in execution yöntemlerinden farklı olarak diligence on the dependence, yargılama devam ederken kullanılabilen geçici nitelikte bir koruma mekanizmasıdır.

Kanunda belirtilen şartların bulunması hâlinde mahkeme arrestment on the dependence veya inhibition on the dependence uygulanmasına izin verebilir.

Bu araçların amacı, parayı derhâl alacaklıya vermek değildir. Amaç, gelecekte verilecek kararın icrası için gerekli olabilecek malvarlığının dava sonuçlanmadan önce ortadan kaybolması veya devredilmesi riskini azaltmaktır.

Böyle bir tedbir yalnızca davacının yüksek miktarlı bir para alacağı ileri sürmesi nedeniyle otomatik olarak verilmez.

Mahkeme, diğer hususların yanı sıra alacaklının prima facie temeli bulunan bir talebe sahip olup olmadığını, geçici tedbir verilmezse gelecekteki kararın icrasının engellenmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi yönünde gerçek ve esaslı bir risk bulunup bulunmadığını ve tedbirin bütün koşullar dikkate alındığında makul olup olmadığını değerlendirir.

Dolayısıyla diligence terimi İskoç hukukunda hem mevcut bir icra dayanağına göre yürütülen cebri icrayı hem de belirli durumlarda devam eden dava sırasında gelecekteki icrayı koruyan geçici tedbirleri kapsayabilir.

Ancak arrestment on the dependence ile inhibition on the dependence farklı malvarlığı unsurlarına yönelir ve farklı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenle ayrı ayrı incelenmeleri gerekir.

Borçlunun ödeme yapmayacağı yönündeki endişe tek başına yeterli değildir

Geçici nitelikteki diligence tedbirlerinin sınırları, Court of Session’ın yakın tarihli bir kararında açık biçimde görülmektedir.

Mermaid Subsea Services (UK) Ltd v James Fisher Offshore Ltd [2025] CSOH 68 davasında alacaklı, İngiltere’de devam eden bir uyuşmazlıkla bağlantılı olarak arrestment ve inhibition şeklinde diligence on the dependence uygulanması için izin almıştı.

Daha sonra karşı taraf bu tedbirlerin kaldırılmasını talep etti.

Mahkemenin yeniden değerlendirme yaptığı tarihte daha güncel finansal bilgiler mevcuttu. Lord Cubie, şirketin güncel finansal tablolarını, şirketler grubunun mali durumunu ve davalıya sağlanabilecek desteği inceledi.

Mahkeme, alacaklının gerekli prima facie temele sahip bir talebi bulunduğunu kabul etti. Ancak güncel delillerin, gelecekteki icra açısından gerekli gerçek ve esaslı riski artık göstermediği sonucuna vardı.

Bunun üzerine geçici diligence izni kaldırıldı.

Karar, modern İskoç sisteminin önemli bir özelliğini ortaya koymaktadır.

Bir ihtiyati tedbir için ne talep tutarının yüksek olması ne de alacaklının ileride ödeme güçlüğü çıkabileceğinden endişe duyması tek başına yeterlidir.

Kanunun aradığı riskin güncel olaylar ve deliller temelinde ortaya konulması gerekir.

Ticari bir uyuşmazlıkta borçlunun mali tabloları, şirketler grubunun finansal durumu, ilişkili şirketlerin desteği, malvarlığı işlemleri, finansman düzenlemeleri ve varlıkların elden çıkarılabileceğine ilişkin deliller değerlendirmede önem taşıyabilir.

Diligence eski bir terimdir, ancak hukuk gelişmeye devam etmektedir

Diligence kelimesinin İskoç hukukunda uzun bir geçmişi vardır. Bununla birlikte modern cebri icra sistemi sürekli olarak gelişmektedir.

Güncel yapının başlıca yasal dayanakları arasında şunlar yer alır:

  • Debtors (Scotland) Act 1987;
  • Debt Arrangement and Attachment (Scotland) Act 2002;
  • Bankruptcy and Diligence etc. (Scotland) Act 2007.

Daha yeni değişiklikler ise Bankruptcy and Diligence (Scotland) Act 2024 ile getirilmiştir.

Örneğin bu Kanun’un section 17 hükmü 20 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe girmiş ve borçlunun gerçek kişi olduğu diligence on the dependence durumlarında kuralları değiştirmiştir. İlgili koşullarda Debt Advice and Information Package verilmesine ilişkin ek bir yükümlülük öngörülmüştür.

Bununla birlikte bir kanunun kabul edilmiş olması, bütün hükümlerinin aynı anda uygulanmaya başladığı anlamına gelmez.

Eylül 2026 itibarıyla diligence reformunun bazı hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca yürürlüğe koyma düzenlemeleri, usul kuralları veya ilgili istişare süreçlerinin tamamlanması gerekmektedir.

Bu nedenle alacaklı, icra planlarken yürürlükte olan hükümler ile kabul edilmiş fakat henüz uygulamaya geçirilmemiş hükümler arasında ayrım yapmalıdır.

Yabancı alacaklı icraya başlamadan önce neleri kontrol etmelidir?

İskoçya’daki bir borçluya karşı alacak tahsilatı planlanırken, icra stratejisinin sheriff officer görevlendirilmeden önce oluşturulması yararlıdır.

Alacaklı özellikle şu hususları belirlemelidir:

  • mahkeme kararının, decree’nin veya diğer belgenin İskoçya’da icra edilebilir olup olmadığı;
  • seçilen yöntemden önce charge for payment veya başka bir ön işlemin gerekli olup olmadığı;
  • borçlunun gerçek kişi olup olmadığı ve ek yasal korumaların uygulanıp uygulanmadığı;
  • hangi malvarlığı unsurlarının gerçekten tespit edildiği;
  • bu varlıkların borçluya mı, yoksa ilişkili bir şirkete veya üçüncü kişiye mi ait olduğu;
  • varlıkların nerede bulunduğu;
  • belirli bir malvarlığı unsuru bakımından hangi diligence yönteminin hukuken kullanılabileceği;
  • iflas süreci, moratoryum veya başka bir hukuki sınırlamanın icrayı etkileyip etkilemediği.

Uyuşmazlık henüz kesin bir kararla sonuçlanmamışsa, geçici nitelikte bir diligence talebi için yeterli delil bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Her para alacağı davasında malvarlığının geçici olarak korunmasının otomatik biçimde mümkün olduğu varsayılmamalıdır.

Bu nedenle İskoçya, tek ve yeknesak bir Birleşik Krallık icra sisteminin yalnızca başka bir bölgesi olarak değerlendirilmemelidir.

Grandliga’nın Birleşik Krallık’ta alacak tahsilatı rehberinde daha ayrıntılı açıklandığı üzere, Birleşik Krallık bünyesinde ayrı hukuk sistemleri bulunmaktadır. İskoç bir borçluya karşı tahsilat da özellikle İskoç hukukuna özgü icra araçlarının analizini gerektirir.

“Diligence” uygulamada ne anlama gelir?

İskoç bir hukukçu veya sheriff officer diligence terimini kullandığında, İskoç cebri icra hukukunun kendine özgü bir kurallar bütününden söz etmektedir.

Bu kavram tek bir evrensel prosedürü ifade etmediği gibi yalnızca bir icra görevlisinin borçluya gönderilmesi anlamına da gelmez.

Etkili bir icra için birden fazla unsurun birbiriyle uyumlu olması gerekir:

icranın hukuki dayanağı, borçlunun malvarlığının türü ve bulunduğu yer, kanunun öngördüğü ön işlemlerin yerine getirilmesi ve doğru icra aracının seçilmesi.

Yabancı bir alacaklı için diligence kavramını anlamak bu nedenle yalnızca ilk adımdır.

Asıl önemli olan, hangi somut diligence yönteminin alacaklının hukuki ödeme hakkını fiilî bir tahsilata dönüştürebileceğini belirlemektir.

Tahsilat rehberleri

Belirli bir yargı alanı için tam tahsilat çerçevesine mi ihtiyacınız var? Ülke rehberlerimizi inceleyin.

REHBERLERE GİT