Davanızı tartışalım
Analiz edip önerilerde bulunacağız
Mali’de alacak tahsilatı süreci, borcun doğum sebebinin, borçlunun hukuki statüsünün, ticari faaliyetinin, Mali’deki malvarlığının, devam eden dava veya icra süreçlerinin, borcu kanıtlayan belgelerin ve borçlunun ileri sürebileceği itirazların değerlendirilmesiyle başlar. Bu ilk inceleme, alacağın hangi yolla tahsil edileceğini belirleyen temel aşamadır.
Mali dosyalarında borçlunun özel şirket, bireysel tacir, kamu yapısı, yabancı ortaklı işletme veya Mali’de malvarlığı bulunan başka bir kişi olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Borçlunun banka hesapları, ticari alacakları, taşınır veya taşınmaz malları, üçüncü kişilerdeki hakları ve iş ilişkileri daha başlangıçta incelenmelidir; çünkü tahsilatın sonucu çoğu zaman mahkeme kararından önce bu varlıkların tespit edilmesine bağlıdır.
Borçlu faaliyetlerine devam ediyor, ulaşılabilir durumda bulunuyor ve ödeme ihtimalini tamamen ortadan kaldıran ayrı bir dava, icra veya ödeme güçlüğü süreci içinde görünmüyorsa, ilk aşamada yargı dışı tahsilat yolu kullanılabilir. Bu aşamanın amacı borçlunun tutumunu netleştirmek, alacağı yazılı olarak teyit ettirmek, ödeme almak, taksitlendirme sağlamak, borcun kabulünü belgelemek, malların iadesini sağlamak veya alacaklı açısından uygulanabilir başka bir çözüm elde etmektir.
Borçlu ile yapılan yazışmalar, gönderilen ödeme talepleri, cevaplar, ödeme vaatleri, kısmi ödemeler ve borcun açık ya da örtülü şekilde kabul edildiğini gösteren belgeler saklanmalıdır. Bu belgeler daha sonra zamanaşımı süresi, delil durumu ve mahkemeye başvuru stratejisi açısından önem taşıyabilir.
Borçlu ödeme yapmayı reddederse, sessiz kalırsa, alacağı yeterli dayanak olmadan tartışırsa, malvarlığını devretmeye başlarsa veya başka alacaklılar tarafından takip ediliyorsa, dosya yargı yoluna taşınmalıdır. Mali’de bu aşamada olağan dava yolu, ödeme emri, koruyucu tedbirler, zorunlu icra veya borçlunun ödeme güçlüğüne bağlı toplu tasfiye usulleri birlikte değerlendirilmelidir.
Mali Cumhuriyeti, Afrika Ticaret Hukukunun Uyumlaştırılması Örgütü üyesidir. Bu nedenle Mali’de ticari alacakların tahsili yalnızca ulusal hukuk kurallarına göre değil, aynı zamanda ticari işlemler, basitleştirilmiş tahsilat usulleri, icra yolları ve toplu borç tasfiye usulleri bakımından uygulanan tekdüzen kurallara göre değerlendirilir.
Bu yapı alacaklı için önemlidir. Ödeme emrinin şartları, koruyucu tedbirler ve icra yolları tekdüzen ticaret hukuku kurallarıyla belirlenirken, mahkemelerin yetkisi, çağrı süreleri, bazı usul kuralları ve uyumlaştırılmamış konular Mali ulusal hukukuna göre uygulanır.
16 Şubat 2024 tarihinden itibaren başlatılan yeni işlemler bakımından basitleştirilmiş tahsilat usulleri ve icra yollarına ilişkin güncel tekdüzen kurallar dikkate alınmalıdır. Bu nedenle ödeme emri, koruyucu haciz ve zorunlu icra aşamalarında eski süre ve usul bilgilerine dayanılarak hareket edilmemelidir.
Dava açmadan önce alacaklı, uygulanacak zamanaşımı süresi bakımından dosyayı değerlendirmelidir. Mali hukukuna göre genel zamanaşımı süresi yirmi yıldır, ancak kanunda daha kısa bir süre öngörülen alacaklar bu genel sürenin dışında kalabilir. Tacirler arasındaki veya tacirler ile tacir olmayanlar arasındaki ticari işlemlerden doğan yükümlülükler bakımından kural olarak beş yıllık süre uygulanır.
Zamanaşımı süresinin sona ermesine ilişkin sonuçlar borçlu veya bu konuda menfaati bulunan kişi tarafından ileri sürülebilir. Süre; borcun kabul edilmesi, mahkemeye başvurulması, ödeme emri niteliğinde bir ihtar veya icra işlemiyle kesilebilir. Kesilmeden sonra daha önce işlemiş süre dikkate alınmaz ve yeni süre işlemeye başlar.
Zamanaşımı süresi ayrıca dava açılması, hâkim tarafından verilen süreler, kanun veya alacaklı tarafından tanınan süreler, hukuki ehliyetsizlik ya da alacaklının dava açmasının fiilen imkânsız olduğu hallerde durabilir. Durma, daha önce işlemiş süreyi ortadan kaldırmaz; yalnızca sürenin işlemesini geçici olarak durdurur ve sebep ortadan kalktığında süre kaldığı yerden devam eder.
Mali Cumhuriyeti’nde yargı yoluyla alacak tahsilatı, olağan mahkeme süreciyle veya şartları oluştuğunda ödeme emri yoluyla yürütülebilir.
Olağan mahkeme süreci, yetkili mahkemeye dava açılmasıyla başlar. Talep usul şartlarını karşılıyorsa davalıya mahkemeye çağrı yapılır. Çağrının yapıldığı gün ile mahkemeye çıkmak için belirlenen tarih arasındaki süre, davalının bulunduğu yere göre değişir.
Davalı mahkemenin bulunduğu yerde oturuyorsa süre en az sekiz gündür. Davalı mahkemenin yargı çevresi içinde başka bir yerde bulunuyorsa süre on beş gündür. Davalı Mali içinde fakat mahkemenin yargı çevresi dışında bulunuyorsa süre otuz gündür. Davalı Afrika’da fakat Mali dışında bulunuyorsa süre iki ay, Afrika dışında bulunuyorsa üç aydır. Mahkeme başkanı bu süreleri artırabilir veya acil hallerde kısaltabilir.
Belirlenen günde taraflar bizzat veya avukatları aracılığıyla mahkemede hazır bulunur. Davalı duruşmaya gelmez veya savunma belgelerini sunmazsa, mahkeme dosyayı yokluğunda inceleyebilir. Her iki taraf da hazır bulunursa, tarafların açıklamaları dinlenir ve dava hemen karara bağlanabilir veya sonraki uygun duruşmaya bırakılabilir.
Mahkeme başkanı davanın hemen karara bağlanmaya hazır olmadığı kanaatine varırsa, dosyanın hazırlanması için bir hâkim görevlendirir. Bu hâkim tarafların belgelerini toplar, usulün ilerleyişini takip eder, tarafları uzlaştırmaya çalışabilir ve gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli gördüğü önlemleri alabilir. Borcun niteliği teknik veya mali inceleme gerektiriyorsa bilirkişi incelemesi de istenebilir.
Hazırlık aşaması tamamlandığında hâkim bir rapor düzenler ve dosyayı karar için mahkeme başkanına gönderir. Duruşmada mahkeme, borcun varlığını, tutarını, muacceliyetini, faiz veya cezai şart taleplerini, borçlunun savunmalarını ve tarafların diğer taleplerini değerlendirerek karar verir.
Ödeme emri usulü, belirli, hesaplanabilir ve muaccel bir para alacağının tahsili için kullanılan basitleştirilmiş bir yoldur. Bu yol, sözleşmeden doğan alacaklarda, kambiyo senetlerinden kaynaklanan alacaklarda veya karşılığı bulunmayan ya da yetersiz olan çeklerden doğan alacaklarda kullanılabilir.
Alacaklı bu usulü başlatmak için yetkili mahkemeye başvuru sunar ve borcu doğrulayan belgeleri ekler. Başvuruda taraflar, talep edilen kesin tutar, alacağın kalemleri ve talebin dayanağı gösterilmelidir. Alacaklı, başvurulan mahkemenin bulunduğu ülkede yerleşik değilse, mahkemenin yargı çevresi içinde bir tebligat adresi göstermelidir.
Yetkili mahkeme başkanı veya görevlendirilen hâkim, başvuruyu aldıktan sonra üç gün içinde karar verir. Talep tamamen veya kısmen haklı görülürse, uygun tutar için ödeme emri verilir. Başvuru tamamen veya kısmen reddedilirse karar gerekçeli olur ve alacaklı bu ret kararını temyiz edemez; ancak olağan mahkeme yoluyla talepte bulunabilir.
Başvuru ve ödeme emrinin onaylı örneği, alacaklının girişimiyle borçluya mahkeme dışı bir bildirim yoluyla tebliğ edilmelidir. Ödeme emri, verildiği tarihten itibaren üç ay içinde tebliğ edilmezse hükümsüz hale gelir.
Tebliğden sonra borçlu, on gün içinde borcu, faizleri ve masrafları ödeyebilir veya itirazda bulunabilir. Uzaklık sürelerinin uygulanabildiği durumlarda bu süre ilgili kurallara göre uzayabilir.
Borçlu süresinde itiraz etmezse veya itirazından vazgeçerse, alacaklı ödeme emrine icra edilebilirlik şerhi verilmesini isteyebilir. Bu başvuru, itiraz süresinin sona ermesinden veya borçlunun itirazdan vazgeçmesinden itibaren iki ay içinde yapılmalıdır. İcra edilebilirlik şerhi verildikten sonra ödeme emri, çekişmeli yargılama sonunda verilmiş bir karar gibi sonuç doğurur ve icraya konu edilebilir.
Borçlu itiraz ederse, itirazını ilgili taraflara, icra görevlisine veya icradan sorumlu makama ve ödeme emrini veren mahkemenin kalemine bildirmelidir. Borçlu ayrıca tarafları, itiraz tarihinden itibaren otuz günü aşmayacak bir tarihte yetkili mahkeme önüne çağırmalıdır. Mahkeme, atanmasından itibaren on beş gün içinde tarafları uzlaştırmaya çalışacak bir hâkim belirler. Anlaşma sağlanırsa düzenlenen uzlaşma tutanağı icra edilebilir hale getirilebilir. Anlaşma sağlanamazsa dosya en yakın açık duruşmaya gönderilir ve mahkeme ilk duruşmadan itibaren iki ay içinde karar verir. İtiraz üzerine verilen karar, ilk ödeme emrinin yerine geçer.
Kanun yolları, kullanılan usule ve verilen kararın niteliğine göre değişir. Ulusal mahkeme sürecinde olağan kanun yolları istinaf ve itirazdır. İstinaf süresi on beş gün, itiraz süresi sekiz gündür. Olağan kanun yolu süresi, kararın icrasını durdurur; bu süre içinde yapılan başvuru da durdurucu etki doğurur.
İstinaf mahkemesi kararından veya son derece olarak verilen bir karardan sonra, şartları varsa Mali Yüksek Mahkemesine temyiz başvurusu yapılabilir. Hukuk davalarında temyiz başvurusu, kararın tebliğinden itibaren iki ay içinde kararı veren mahkemenin kalemine yapılacak beyanla gerçekleştirilir. Karar yoklukta verilmişse bu süre, itiraz yoluna başvurmanın artık mümkün olmadığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
Mali Yüksek Mahkemesine temyiz başvurusu, uyuşmazlığın maddi vakıalarının yeniden görülmesi anlamına gelmez. Bu başvuru, alt derece mahkemelerinin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığının denetlenmesine yöneliktir. Mali Yüksek Mahkemesi başvuruyu reddedebilir, kararı bozarak dosyayı yetkili mahkemeye gönderebilir veya bozma kararı esasa ilişkin yeni bir yargılama gerektirmiyorsa dosyayı geri göndermeden karar verebilir.
Ödeme emrine yapılan itiraz üzerine verilen karar, özel bir kanun yolu rejimine tabidir. Ulusal hukukta aksine bir kural yoksa bu karara karşı on beş gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Karar tarafların huzurunda verilmişse süre kararın açıklanmasından, yoklukta verilmişse tebliğden itibaren başlar.
Ödeme emrine itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf başvurusu, diğer tarafa ve kararı veren mahkemenin kalemine bildirilen mahkeme dışı bir işlemle yapılır. Mahkeme kalemi dosyayı, istinaf bildiriminin tebliğinden itibaren on gün içinde yetkili istinaf mahkemesine gönderir. İstinaf mahkemesi, ilk duruşmadan itibaren iki ay içinde karar verir.
Uyuşmazlık tekdüzen ticaret hukuku kurallarının yorumlanması veya uygulanmasıyla ilgiliyse, temyiz denetimi Ortak Adalet ve Tahkim Mahkemesinin görev alanına girebilir. Mali mahkemeleri dosyayı ilk derece ve istinaf aşamalarında inceleyebilir, ancak tekdüzen kuralların ortak şekilde uygulanmasına ilişkin konular ulusal temyiz denetiminden ayrı değerlendirilmelidir.
Alacaklı Mali dışında verilmiş bir mahkeme kararına veya tahkim kararına sahipse, yabancı kararların tanınması ve icrası aşaması borçlunun Mali’deki malvarlığına yönelmeden önce değerlendirilmelidir.
Mali dışında verilen kararlar, Mali’de icra edilebilir hale getirildikten sonra Mali hukukuna göre uygulanabilir. Tekdüzen icra kuralları bakımından yabancı mahkeme kararları ve tahkim kararları, Mali’de ileri sürüldükleri yerde yetkili bir mahkeme kararıyla icra edilebilir kabul edildiklerinde icra belgesi niteliği kazanabilir.
Yabancı alacaklı için bu aşama, yabancı kararın Mali’deki banka hesapları, ticari alacaklar, taşınır mallar, taşınmaz mallar, menkul değerler veya üçüncü kişilerdeki haklar üzerinde kullanılabilir bir icra dayanağına dönüştürülmesini sağlar. Kararın tebliği, kesinliği, icra edilebilirliği, kamu düzenine aykırılık bulunmaması ve hedeflenen malvarlığının Mali’de tespit edilebilir olması bu aşamada özellikle önemlidir.
Mahkeme kararı, icra edilebilirlik şerhi verilmiş ödeme emri veya Mali’de icra edilebilir hale getirilmiş yabancı karar yürürlüğe girdikten sonra alacaklı zorunlu icra yoluna başvurabilir.
İcra kapsamında alacaklının talebi; borçlunun banka hesaplarındaki paranın haczi, üçüncü kişiler nezdindeki alacaklarının haczi, taşınır veya taşınmaz mallarının haczedilip satılması, menkul değerlerinin haczi, ortaklık haklarının haczi veya borçluya ait olup başka kişilerin elinde bulunan malların haczi yoluyla karşılanabilir.
Borçlunun çekme, ödeme veya aktarım yoluyla kullanabildiği elektronik para varlıkları da uygun şartlarda hacze konu edilebilir. Bu durum, borçlunun mali hareketlerinin yalnızca klasik banka hesapları üzerinden yürütülmediği dosyalarda önemlidir.
İcra önleminin seçimi, eldeki icra belgesine, alacağın tutarına, tespit edilen varlıkların niteliğine ve borçlunun itiraz ihtimaline göre yapılmalıdır. Uygulanan önlem, alacağın tahsili veya alacaklının hakkının korunması için gerekli olan sınırı aşmamalıdır.
Borçlu Devlet, yerel yönetim, kamu kurumu veya başka bir kamu hukuku tüzel kişisi ise icra kuralları farklılaşır. Kesin, belirli ve muaccel bir alacak; icra edilebilir bir belgeye dayanıyor veya borçlu tarafından kabul ediliyorsa, sonuçsuz kalan üç aylık yazılı ödeme talebinden sonra ilgili tutarın hesaplara ve bütçeye resen kaydedilmesi gündeme gelebilir.
Mali’de alacaklı açısından icra aşamasının pratik sonucu, borçlunun gerçekten haczedilebilir varlıklarının tespit edilmesine bağlıdır. Olumlu bir karar önemli bir adımdır, ancak tahsilat stratejisi ödeme sağlayabilecek hesaplara, alacaklara, mallara veya ekonomik ilişkilere yönelmelidir.
Bir borcu tahsil etmenin başka bir yolu, borçlunun ödeme güçlüğüne bağlı toplu borç tasfiye usulleri kapsamında hareket etmektir. Mali Cumhuriyeti’nde bu alan, borçlunun durumuna göre uzlaşma, önleyici düzenleme, adli iyileştirme veya malvarlığının tasfiyesi gibi usulleri içerebilir.
Alacaklı, alacağının kesin, belirli ve muaccel olması ve borçlunun vadesi gelmiş borçlarını mevcut varlıklarıyla karşılayamaması halinde bu süreçlerden etkilenebilir. Bu durumda strateji yalnızca bireysel bir mahkeme kararı almaktan ibaret değildir; alacaklının sırasını koruması, alacağını bildirmesi, toplu süreçte verilen kararları takip etmesi ve bireysel takiplerin bu süreçten nasıl etkilendiğini dikkate alması gerekir.
Borçlunun varlıkları alacaklıların taleplerini tam olarak karşılamaya yetmiyorsa, şüpheli dönemde yapılan bazı işlemler alacaklılara zarar verdiği ölçüde tartışılabilir. Bu işlemler arasında karşılıksız mal devri, borçlunun yükümlülüklerinin karşı tarafın yükümlülüklerini önemli ölçüde aştığı anlaşmalar, henüz vadesi gelmemiş borçların erken ödenmesi, daha önce doğmuş borçlar için teminat verilmesi ve borçlunun ödeme güçlüğünü bilen kişilerle yapılan işlemler yer alabilir.
Bu işlemlerin alacaklılara karşı ileri sürülemez hale gelmesi veya iptal edilmesi, borçlunun kaybettiği mal veya varlıkların geri kazanılmasını sağlayabilir. Böylece alacaklıların taleplerini karşılamak ve toplu tasfiye sürecinin giderlerini ödemek için kullanılacak malvarlığı artırılabilir.
Ağır durumlarda, şirketin hukuken veya fiilen yönetiminde bulunan kişilerin sorumluluğu da gündeme gelebilir. Şirket mallarının kişisel mal gibi kullanılması, zarar eden faaliyetin alacaklılar aleyhine sürdürülmesi, varlıkların gizlenmesi veya yönetim davranışının malvarlığı yetersizliğine katkı sağlaması halinde yöneticilere karşı ayrı sorumluluk değerlendirmesi yapılabilir.
Mali’de alacak tahsilatı konusunda Grandliga, alacaklılara dosyanın tüm aşamalarında destek sağlar: borcun ve borçlunun analizi, yargı dışı tahsilat stratejisi, mahkeme sürecinin hazırlanması, ödeme emri başvurusu, kanun yollarının takibi, yabancı kararların Mali’de kullanılabilir hale getirilmesi, zorunlu icra, haczedilebilir varlıkların tespiti ve borçlunun ödeme güçlüğüne bağlı risklerin yönetimi. Amaç, alacağı hukuken yapılandırılmış bir dosyaya dönüştürmek, doğru tahsilat yolunu seçmek ve alacaklının haklarını icra aşamasına kadar korumaktır.
Analiz edip önerilerde bulunacağız