Main img İsviçre’de alacak tahsilatı

İsviçre’de alacak tahsilatı

İsviçre’de alacak tahsilatı, borçlunun hukuki ve mali durumunun, alacağı doğrulayan belgelerin ve tahsilat için kullanılabilecek mal varlığının değerlendirilmesiyle başlar. Borçlu bir şirket ise ticaret sicili kaydı, kayıtlı adresi, temsil yetkisine sahip kişiler, fiili faaliyetleri, önceki icra takipleri, devam eden mahkeme süreçleri, iflas riski ve İsviçre’de bulunan varlıkları kontrol edilmelidir. Borçlu gerçek kişi ise İsviçre’de yerleşim yeri, haczedilebilir gelir, icra edilebilir mal varlığı veya icra takibini mümkün kılan başka bir bağlantı bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Strateji belirlenirken yalnızca sözleşme ve fatura incelenmemelidir. Alacaklının ayrıca borçlunun alacağa itiraz edip edemeyeceğini, daha önce verilmiş bir mahkeme kararı, borç kabulü, yazılı teyit, teminat veya kısmi ödeme bulunup bulunmadığını değerlendirmesi gerekir. Bu değerlendirme sonucunda dosyada yargı dışı görüşmeler, icra başvurusu, borçlunun itirazının kaldırılması, olağan mahkeme yargılaması, yabancı mahkeme kararının icrası veya borçlunun iflası ile bağlantılı işlemlerden hangisinin daha uygun olduğu belirlenir.

Yargı dışı aşama, yazılı ödeme talebi, belgelenmiş görüşmeler ve borçlu ile hukuka uygun iletişim üzerine kurulmalıdır. Amaç sürekli baskı uygulamak değil, borçlunun ödeme yapmaya, borcu kabul etmeye, ödeme planı önermeye, teminat vermeye veya alacağı açıkça reddetmeye hazır olup olmadığını belirlemektir. Alacaklı açısından yazılı ödeme talebi, taksit anlaşması, borç kabulü, kısmi ödemeler ve teminat belgeleri sonraki aşamalarda ispat gücünü artırabilir.

Ödeme talebi sonuç vermezse, borçlu sağlam bir gerekçe olmadan alacağı reddederse veya ilk değerlendirme gönüllü ödemenin düşük ihtimal olduğunu gösterirse, alacak icra prosedürü veya uygun mahkeme işlemleri hazırlanmalıdır. İsviçre’de ön ödeme hatırlatması icra takibini başlatmak için her zaman zorunlu değildir, ancak alacaklının konumunu belgelediği, borçlunun uzlaşmaya hazır olup olmadığını gösterdiği ve sonraki tahsilat için delilleri hazırladığı için uygulamada yararlıdır.

Hukuki işlemlere başlamadan önce zamanaşımı süresi dikkatle kontrol edilmelidir. İsviçre borçlar hukukunda, kanun başka bir süre öngörmediği takdirde genel zamanaşımı süresi on yıldır. Ancak bazı alacaklar daha kısa sürelere tabidir; belirli dönemsel ödemeler, faiz, kira ve kanunda öngörülen diğer alacak kategorileri için beş yıllık süre uygulanabilir. Bu nedenle zamanaşımı yalnızca genel on yıllık kurala göre otomatik biçimde değerlendirilmemelidir.

Zamanaşımı süresinin dolması, borcun ekonomik olarak kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez; ancak borçluya mahkeme yoluyla tahsilata karşı önemli bir savunma imkânı verir. Borçlu borcu kabul ederse, özellikle faiz öderse, kısmi ödeme yaparsa, rehin verir veya başka bir teminat sağlarsa zamanaşımı kesilebilir. Kesintiden sonra yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

İsviçre hukuku, alacak icra prosedürü ile çekişmeli alacağı çözmeye yönelik mahkeme yargılamasını birbirinden ayırır. Para alacakları genellikle yetkili icra makamı önünde ileri sürülür. Mahkeme yargılaması özellikle borçlu alacağı reddettiğinde, ödeme emrine itiraz ettiğinde, bu itirazın kaldırılması gerektiğinde veya alacaklının önce borcun varlığını ve miktarını doğrulayan bir mahkeme kararı alması gerektiğinde önem kazanır.

Adli alacak tahsilatı, İsviçre’de özellikle alacağın tartışmalı olduğu durumlarda önemlidir. Alacaklıda icra edilebilir bir karar, mahkeme belgesi, borç kabulü veya güçlü bir yazılı dayanak varsa, borçlunun itirazının kaldırılması talep edilebilir. Mevcut belgeler yeterli değilse veya taraflar borcun varlığı, miktarı, vadesi ya da delilleri konusunda uyuşmazlık içindeyse, alacak medeni yargılamada doğrulanmalıdır.

Olağan mahkeme yargılaması genellikle yetkili mahkemeye dava dilekçesi verilmesiyle başlar. Mahkeme davayı davalıya tebliğ eder, cevap süresi belirler ve uyuşmazlığın incelenmesine hazırlanır. Davalı belirlenen süre içinde yazılı cevap sunmazsa mahkeme kısa bir ek süre verebilir. Dava karar vermeye hazırsa mahkeme karar verebilir; hazır değilse süreç hazırlık işlemleri, hazırlık duruşması veya ana duruşma ile devam eder.

Hazırlık duruşmasında uyuşmazlığın konusu, önemli olaylar, deliller ve dostane çözüm imkânı ele alınabilir. Kanunun izin verdiği hallerde taraflar ana duruşmadan birlikte feragat edebilir. Delillerin değerlendirilmesi ve tarafların son beyanlarının dinlenmesinden sonra mahkeme karar verir. Karar kesinleştiğinde veya icra edilebilir hale geldiğinde sonraki tahsilat ve icra adımlarına temel oluşturabilir.

Basitleştirilmiş prosedür, İsviçre medeni usul hukukunda belirli malvarlığı uyuşmazlıkları için uygulanır ve genellikle 30.000 franka kadar olan talepleri kapsar. Bu tür davalarda talep daha basit bir şekilde sunulabilir ve bazı durumlarda mahkemede sözlü olarak kayda geçirilebilir. Talep tam gerekçe içermiyorsa mahkeme bunu davalıya tebliğ ederek tarafları duruşmaya çağırabilir. Talep gerekçeliyse mahkeme önce davalıya yazılı cevap sunması için süre verebilir.

Bu prosedür daha düşük değerli veya daha az karmaşık uyuşmazlıklarda yararlı olabilir, ancak alacak icra prosedürünün yerine geçmez. Alacaklı önce icra başvurusunun ve gerekirse borçlunun itirazının kaldırılmasının yeterli olup olmadığını, yoksa borcun varlığı, tutarı, vadesi veya deliller konusunda gerçek bir uyuşmazlık nedeniyle medeni yargılamaya ihtiyaç bulunup bulunmadığını değerlendirmelidir.

İsviçre’de alacak icra prosedürünün merkezi aşamalarından biri ödeme emridir. Alacaklı, yetkili icra makamına icra başvurusu sunarak prosedürü başlatır. Bu makam borcun gerçekten mevcut olup olmadığını esastan incelemez; ödeme emrini borçluya tebliğ eder. Borçlu ödeme yapabilir veya on gün içinde itiraz edebilir.

Borçlunun itirazı icra takibini durdurur. Bu durumda alacaklı prosedürü tekrar ilerletmeli ve alacağını hukuki delillerle desteklemelidir. Belgelerin gücüne göre itirazın kesin veya geçici olarak kaldırılması talep edilebilir. İtirazın kaldırılması için yeterli yazılı dayanak yoksa alacaklı alacağını medeni yargılamada doğrulatmalıdır. Bu nedenle yazılı sözleşmeler, faturalar, teslim belgeleri, yazışmalar, kısmi ödemeler, borç kabulleri ve teminat belgeleri İsviçre’de alacak tahsilatı için özellikle önemlidir.

İsviçre’de mahkeme kararlarına karşı başvuru yolları mahkeme derecesine, kararın türüne ve kullanılabilir usule göre değerlendirilmelidir. Bazı ilk derece kararlarına karşı üst kanton merciine temyiz başvurusu yapılabilir. Genel olarak temyiz, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde yapılır; bazı hızlı yargılama türlerinde süre daha kısa olabilir.

İsviçre Federal Mahkemesi, her ilk derece kararı için olağan temyiz mahkemesi değildir. Bu mahkemeye başvuru yalnızca federal hukukta öngörülen şartlar sağlandığında mümkündür. Malvarlığı uyuşmazlıklarında dava değeri eşikleri uygulanır: iş ve kira uyuşmazlıklarında eşik genellikle 15.000 frank, diğer malvarlığı uyuşmazlıklarında ise genellikle 30.000 franktır. Bu nedenle alacak tahsilatı stratejisinde kanton düzeyindeki temyiz, federal başvuru, kararın kesinleşmesi, icra edilebilirlik ve sonraki icra adımları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

İcra edilebilir bir karar veya itiraz edilmemiş bir borç bulunduğunda, İsviçre’de cebri icra özel bir alacak tahsilat servisi tarafından değil, yetkili icra makamı tarafından yürütülür. Alacaklı icra başvurusu sunar ve borçlu ödeme emrini alır. Borçlu borcu ödeyebilir veya itiraz edebilir.

İtiraz edilmez ve borç yine de ödenmezse, alacaklı icranın devamını talep edebilir. İcranın devamı talebi ile borçlunun statüsüne ve alacağın niteliğine göre malvarlığına haciz, iflas uyarısı veya teminat konusu malın paraya çevrilmesi aşamasına geçilebilir. Her sonraki aşama alacaklının aktif işlem yapmasını gerektirir; icra makamı yeni başvurular olmadan tüm aşamaları kendiliğinden ilerletmez.

İcra prosedüründe uygulanacak somut tedbirler prosedür türüne, borçlunun statüsüne ve tespit edilen mal varlığına bağlıdır. İcra, banka hesaplarındaki paralara, gelirlere, borçlunun üçüncü kişilerden olan alacaklarına, taşınır mallara, menkul kıymetlere, şirket paylarına ve paraya çevrilebilecek diğer malvarlığı haklarına yöneltilebilir. Alacak teminatlıysa veya taşınmazla bağlantılıysa ilgili malın paraya çevrilmesine ilişkin özel kurallar uygulanabilir.

Alacaklı açısından banka hesapları, mallar, müşteriler, borçlunun alacaklı olduğu kişiler, şirket payları, taşınmazlar, araçlar, ticari alacaklar ve tahsilatta kullanılabilecek diğer varlıklar hakkında bilgi sağlamak önemlidir. Malvarlığı bilgileri ne kadar kesin olursa, haciz, iflas yolu, teminatın paraya çevrilmesi veya koruma tedbirinin uygun olup olmadığını değerlendirmek o kadar kolay olur.

Borçlu iflas prosedürüne tabi tutulabilecek kişi veya şirket kategorisine giriyorsa, sürekli ödeme yapılmaması bu yolun değerlendirilmesini gerektirebilir. Bu prosedür yalnızca alacaklının özel bildirimiyle başlamaz. Genellikle yasal icra yoluyla bağlantılıdır: alacaklı icra başvurusu yapar, borçlu ödeme emrini alır ve borçlunun olası itirazı prosedür ilerlemeden önce kaldırılmalıdır.

İcra devam edebilecek durumdaysa ve borçlu iflasa tabi ise yetkili makam iflas uyarısı gönderir. Borç, bu uyarıdan sonra 20 gün içinde ödenmezse, alacaklı yetkili mahkemeye iflas talebinde bulunabilir. Bu strateji seçilmeden önce borçlunun iflasa tabi olup olmadığı, yeterli varlık bulunup bulunmadığı, borcun yeterince belgelenip belgelenmediği ve prosedürün alacaklı açısından ekonomik anlam taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.

İflasın açılmasından sonra borçlunun haczedilebilir mal varlığı, alacaklıların toplu tatmini için kullanılan iflas masasını oluşturur. İflası yürüten makam bu masanın korunmasını, envanterini ve yönetimini sağlar. Bu aşamada mallar, alacaklar, muhasebe belgeleri, banka bakiyeleri, taşınır mallar, şirket payları, taşınmazlar ve paraya çevrilebilecek diğer malvarlığı hakları tespit edilir. Yetkili makam ayrıca varlıkları korumak, belgeleri muhafaza etmek ve alacaklıların zarar görmesini önlemek için tedbirler alabilir.

Alacaklı açısından talebin süresinde ve eksiksiz bildirilmesi özellikle önemlidir. İflasın açılmasının ilanından sonra alacaklılar genellikle alacaklarını bir ay içinde bildirmeye davet edilir. Alacaklı sözleşmeleri, faturaları, teslim belgelerini, yazışmaları, borç kabullerini, teminat belgelerini, faiz hesaplamalarını ve varsa mahkeme kararlarını veya diğer icra edilebilir belgeleri sunmalıdır. Alacak ne kadar iyi belgelenmiş olursa, itiraz edilme, azaltılma veya elverişsiz bir sıraya konulma riski o kadar düşük olur.

Bildirilen alacaklar incelendikten sonra iflas idaresi alacakların kabul ve sıra cetvelini hazırlar. Bu belge hangi alacakların kabul edildiğini, hangilerinin reddedildiğini ve her alacaklının dağıtıma hangi sırada katılacağını gösterir. Bir alacak kabul edilmez veya yalnızca kısmen kabul edilirse, ilgili alacaklı yasal süre içinde bu cetvele itiraz edebilir. Bu aşama uygulamada önemlidir, çünkü sonraki dağıtım alacağın kabul edilip edilmediğine ve sırasına bağlıdır.

İflas masasındaki varlıklar daha sonra açık satış veya yasal şartlar mevcutsa doğrudan satış yoluyla paraya çevrilir. Elde edilen tutardan önce prosedür giderleri karşılanır; kalan meblağlar alacaklılara yasal sıraya göre dağıtılır. Alacak tamamen karşılanmazsa, alacaklı ödenmeyen kısım için bir belge alır. Bu belge, borçlunun ileride yeni mal varlığı edinmesi halinde sonraki tahsilat işlemleri açısından önem taşıyabilir.

Uygulamadaki önemli risklerden biri, mevcut varlıkların prosedür giderlerini karşılamaya yetmemesi halinde iflas prosedürünün durdurulması veya kapatılmasıdır. Böyle bir durumda alacaklı, prosedüre devam etmenin ekonomik olarak makul olup olmadığını ve paraya çevrilebilir varlıklar, üçüncü kişilere karşı alacaklar veya iflas masasına değer kazandırabilecek işlemler hakkında yeterli bilgi bulunup bulunmadığını değerlendirmelidir.

İflasın açıldığı anda mevcut olan malların yanı sıra, borçlunun iflastan önce yaptığı bazı işlemler de alacaklılar açısından önemli olabilir. Borçlu varlıkları karşılıksız devretmiş, bazı alacaklıları kayırmış, mevcut borçlar için sonradan teminat sağlamış veya malları olası icradan uzaklaştırmışsa, borçlunun işlemlerine itiraz gündeme gelebilir.

En önemli haller arasında yasal şüpheli dönem içinde yapılan karşılıksız devirler, aşırı borçluluk durumunda yapılan belirli işlemler ve alacaklılara zarar verme ya da bazı alacaklıları diğerlerinin aleyhine kayırma amacıyla yapılan işlemler yer alır. Önceki metinde belirtilen bir yıl ve beş yıl süreleri korunmalıdır, çünkü bu süreler İsviçre icra ve iflas hukukunda işlemlere itiraz bakımından uygulamada önem taşır.

Başarılı bir itiraz, borçlunun her işleminin kendiliğinden geçersiz hale geldiği anlamına gelmez. Ancak belirli varlıkların veya bunların değerinin iflas masasına geri dönmesini sağlayabilir. Bu mekanizma, özellikle ödeme güçlüğünden kısa süre önce olağandışı varlık devirleri, bağlantılı kişilere ödemeler, sonradan verilen teminatlar veya alacaklıların toplu tatminini zorlaştıran başka işlemler tespit edildiğinde alacaklılar için önemlidir.

Yabancı alacaklılar açısından yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve icrası, İsviçre’de alacak tahsilatı stratejisinin ayrı bir parçası olabilir. Alacaklının Lugano Sözleşmesi kapsamındaki bir devletten alınmış mahkeme kararı varsa, bu sözleşmenin medeni ve ticari konularda yargı yetkisi, kararların tanınması ve icrasına ilişkin kuralları uygulanabilir. Bu özellikle Avrupa Birliği, Danimarka, Norveç, İzlanda ve İsviçre kaynaklı kararlar için önemlidir.

Karar başka bir devletten geliyorsa, icra uygulanabilir uluslararası anlaşmalara ve İsviçre milletlerarası özel hukukuna bağlıdır. Uygulamada icra edilebilir karar örneği, kararın kesinleştiğini veya icra edilebilir olduğunu gösteren belge, gerekli çeviriler ve borçlunun İsviçre’de mal varlığı, yerleşim yeri, kayıtlı adresi, şubesi veya başka yeterli bağlantısının bulunması önemlidir. İsviçre ile yeterli bağlantı yoksa, borcun fiilen tahsil edilmesi önemli ölçüde zorlaşabilir.

İsviçre’de alacak tahsilatı konusunda desteğe ihtiyacınız varsa, alacağı analiz edebilir, belgeleri inceleyebilir, borçluyu değerlendirebilir, yargı dışı stratejiyi hazırlayabilir, icra prosedüründe destek sağlayabilir, borçlunun itirazından sonraki adımları değerlendirebilir, gerekli mahkeme işlemlerini organize edebilir ve yabancı mahkeme kararlarının icrası veya tanınmasıyla ilgili konuları yapılandırabiliriz. Her dosya borcun dayanağına, zamanaşımı süresine, mevcut delillere, borçlunun İsviçre ile bağlantısına ve tahsilatta kullanılabilecek varlıklara göre değerlendirilmelidir.

26.07.2024
436