Davanızı tartışalım
Analiz edip önerilerde bulunacağız
Cezayir’de alacak tahsilatı, borçlunun hukuki ve mali durumunun, gerçek ticari faaliyetinin, şirket geçmişinin, malvarlığının bulunduğu yerlerin, devam eden dava veya icra işlemlerinin, borca itiraz ihtimalinin ve alacağı kanıtlayan belgelerin ayrıntılı değerlendirilmesiyle başlar. Bu analiz, dosyada dostane tahsilat, olağan dava, ödeme emri, ticaret bölümü önündeki süreç, ihtisas ticaret mahkemesi, cebri icra veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde olması halinde yargısal tasfiye ya da iflas yolundan hangisinin uygun olacağını belirler.
Borçlu ticari faaliyetine devam ediyorsa, tespit edilebilir malvarlığına sahipse ve ödemeyi engelleyen açık bir yargısal veya kolektif süreç içinde değilse, ilk aşamada yargı dışı dostane tahsilat pratik bir yol olabilir. Bu aşama, borçlunun ödeme iradesini ölçmek, borcun varlığı ve tutarı konusunda yazılı pozisyon almak ve dava açılması gerekirse delil temelini güçlendirmek için kullanılır.
Dostane tahsilat, borçluya gönderilen yazılı ödeme talebiyle başlar. Talepte borcun dayanağı, tutarı, vadesi, belgeleri ve ödeme için öngörülen süre açık şekilde belirtilmelidir. Posta, e-posta, telefon veya mesajlaşma yoluyla yapılan görüşmeler müzakere bakımından yararlı olabilir; ancak bunların hukuki değeri, yazışmanın içeriğinin, muhatabın kimliğinin ve talebin borçluya veya yetkili temsilcisine ulaştığının ispatlanabilmesine bağlıdır.
Bu aşamada alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ödenmesini, ödeme takvimi yapılmasını, borcun yazılı olarak kabul edilmesini, malların iadesini, hukuken mümkünse mahsup yapılmasını veya dosyaya uygun başka bir çözümü hedefleyebilir. Önemli olan yalnızca ödeme vaadi almak değil, aynı zamanda borçlu ödeme yapmazsa Cezayir’de açılacak davada kullanılabilecek belgeleri korumaktır.
Dostane tahsilatın süresi borçlunun tepkisine, belgelerin kalitesine, borcun ciddi şekilde tartışılıp tartışılmadığına, malvarlığının tespit edilebilir olup olmadığına ve hızlı şekilde yazılı anlaşma yapılabilmesine bağlıdır. Borçlu cevap vermiyor, borcu kabul etmiyor, malvarlığını devrediyor veya görüşmeleri yalnızca zaman kazanmak için kullanıyorsa, alacaklı delil pozisyonunu zayıflatmadan yargı yoluyla tahsilata geçmelidir.
Yabancı alacaklılar için belge hazırlığı ayrıca önemlidir. Sözleşmeler, faturalar, teslim belgeleri, borç ikrarları, ticari yazışmalar, şirket kayıtları, vekaletnameler ve yabancı kararlar, borcun varlığını, tutarını, vadesini ve borçlunun doğru kimliğini gösterecek şekilde düzenlenmelidir. Cezayir’de yargısal süreçte belgelerin Arapça sunulması veya resmi tercüme ile desteklenmesi gerekebilir. Cezayir, 5 Kasım 2025 tarihinde apostil sözleşmesine katılım belgesini tevdi etmiş olup sözleşmenin Cezayir bakımından yürürlüğe giriş tarihi 9 Temmuz 2026 olarak açıklanmıştır; bu tarihten önce kamu belgeleri için belge türüne ve düzenlendiği ülkeye göre konsolosluk veya diplomatik tasdik gerekebilir.
Dava açmadan önce uygulanacak zamanaşımı süreleri analiz edilmelidir. Cezayir medeni hukukunda borçlar için genel zamanaşımı süresi on beş yıldır; ancak kanunda özel süreler öngörülebilir. Kira, ücret, maaş, irat ve benzeri dönemsel veya yenilenen alacaklar için beş yıllık süre uygulanabilir. Kambiyo senedinde kabul edene karşı açılacak dava bakımından temel süre, vade tarihinden itibaren üç yıldır. Süre normal olarak alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar. Kanuni zamanaşımı süresi tarafların anlaşmasıyla önceden değiştirilemez ve mahkeme zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz; bu savunmanın borçlu veya ilgili kişi tarafından ileri sürülmesi gerekir.
Zamanaşımı; dava açılması, ödeme emri veya haciz niteliğindeki işlem, borçlunun iflası ya da tasfiyesi içinde alacağın kabulü için başvuru yapılması veya yargılama sırasında alacağın ileri sürülmesine yönelik işlem yapılmasıyla kesilebilir. Borçlunun alacaklının hakkını açıkça veya örtülü şekilde kabul etmesi de zamanaşımını kesebilir. Kesilmeden sonra yeni süre, kesici işlemin etkisinin sona erdiği andan itibaren yeniden işlemeye başlar.
Cezayir hukukunda borcun yargı yoluyla tahsili esas olarak olağan dava yoluyla veya koşulları varsa ödeme emri yoluyla yapılabilir. Ticari uyuşmazlıklarda görevli yer, uyuşmazlığın niteliğine göre mahkemenin ticaret bölümü veya ihtisas ticaret mahkemesi olabilir. İhtisas ticaret mahkemesi özellikle ticari şirket uyuşmazlıkları, bankalar ve finans kuruluşları ile tacirler arasındaki bazı uyuşmazlıklar, uluslararası ticaret, yargısal tasfiye ve iflas gibi konularda önem taşır.
Olağan dava, görevli mahkemeye dava dilekçesinin sunulmasıyla başlar. Dilekçede tarafların kimliği, talepler, olaylar, hukuki dayanaklar ve deliller gösterilmelidir. Dava kaydedildikten sonra mahkeme kalemi dosya numarasını ve ilk duruşma tarihini bildirir; dilekçe ve ekleri davalıya tebliğ edilir. Tebliğ tarihi ile ilk duruşma tarihi arasında kural olarak en az yirmi günlük süre bulunmalıdır; davalının Cezayir dışında bulunması halinde bu süre üç aya kadar uzayabilir.
Ticari dosyalarda yargılama başlamadan önce ek bir aşama ortaya çıkabilir. Ticaret bölümü önündeki uyuşmazlıklar öncelikle arabuluculuğa sunulabilir. İhtisas ticaret mahkemesi önündeki davalarda ise uyuşmazlığın türüne göre dava kaydından önce uzlaştırma süreci yürütülür; uzlaştırma başarısız olursa dava, uzlaşmazlık tutanağıyla birlikte mahkemeye götürülür. Bu nedenle ticari alacak dosyalarında yalnızca borcun varlığı değil, doğru mahkeme ve zorunlu ön aşamalar da değerlendirilmelidir.
Duruşmada taraflar bizzat veya vekilleri aracılığıyla hazır bulunabilir. Deliller mahkemeye sunulur ve karşı tarafa bildirilir. Taraflar belgeleri duruşmada veya mahkeme kalemi aracılığıyla duruşma dışında paylaşabilir. Davalının usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya gelmemesi halinde mahkeme dosyayı davacının sunduğu deliller üzerinden inceleyebilir.
Mahkeme, tarafların beyanlarını dinler, delilleri değerlendirir ve uyuşmazlığın karara hazır olduğunu görürse esas hakkında karar verir. Dosya karara hazır değilse mahkeme tarafların açıklama yapmasını, ek belge sunmasını veya uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek olayların araştırılmasını isteyebilir. Araştırma tamamlandıktan sonra dosya yeniden değerlendirilir ve mahkeme alacağın varlığı, tutarı, giderler ve uygulanacak diğer sonuçlar hakkında karar verir.
Ödeme emri usulü, alacaklının belirli tutarlı, likit, vadesi gelmiş, muaccel ve yazılı belgeyle kanıtlanmış bir alacağa sahip olduğu durumlarda uygulanabilir. Borcun kabulünü içeren belge, ödeme taahhüdü, borçlu tarafından kabul edilmiş veya onaylanmış fatura ve borcun kaynağını gösteren ticari belgeler bu usul bakımından önemlidir. Alacaklı, borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu mahkeme başkanına iki nüsha dilekçe ve alacağı kanıtlayan belgelerle başvurur.
Alacak mahkeme başkanı tarafından yeterli görülürse, başvurunun yapılmasından itibaren en geç beş gün içinde borçlunun ana borcu ve giderleri ödemesine ilişkin karar verilir. Koşullar oluşmamışsa başvuru reddedilir. Ret kararına karşı ayrıca başvuru yolu yoktur; ancak alacaklı aynı borç için olağan dava yoluna başvurabilir.
Ödeme emri, borçluya ana borcu ve giderleri ödeme çağrısıyla birlikte tebliğ edilir. Tebliğde borçlunun ödeme emrine karşı on beş gün içinde itiraz edebileceği açıkça belirtilmelidir. İtiraz, emri veren hâkim önünde incelenir ve ödeme emrinin icrasını durdurur. Borçlu süresinde itiraz etmezse ödeme emri kesinleşir ve itiraz edilmediğine dair belge üzerine icra edilebilirlik şerhi verilebilir. Bu şerh, karar tarihinden itibaren bir yıl içinde istenmezse ödeme emri hükümsüz hale gelir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, usul kurallarına göre yetkili mahkeme önünde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf süresi, kararın ilgili kişiye şahsen tebliğinden itibaren kural olarak bir aydır; tebliğ gerçek veya seçilmiş adrese yapılmışsa bu süre iki ay olarak uygulanır. Gıyapta verilen kararlarda istinaf süresi, itiraz süresinin sona ermesinden itibaren işlemeye başlar.
İstinaf mahkemesi kararına karşı Cezayir Yüksek Mahkemesi önünde kanun yolu başvurusu yapılabilir. Bu başvuru için süre, kararın şahsen tebliğinden itibaren iki ay; gerçek veya seçilmiş adrese tebliğ halinde üç aydır. Cezayir dışında ikamet eden kişiler için usul süreleri iki ay artırılır. Alacak tahsilatı dosyalarında bu başvuru kural olarak kararın icrasını durdurmaz; durdurma sonucu ancak kanunda açıkça öngörülen sınırlı hallerde ortaya çıkabilir.
Alacaklının Cezayir dışında alınmış bir mahkeme kararına sahip olması halinde, bu karar Cezayir’de kendiliğinden icra edilemez. Önce Cezayir mahkemesi tarafından icra edilebilir olduğunun kabul edilmesi gerekir. Mahkeme, yabancı kararın yetki kurallarını ihlal edip etmediğini, verildiği ülkede kesinleşip kesinleşmediğini, aynı konuda verilmiş bir Cezayir kararıyla çelişip çelişmediğini ve Cezayir’de kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olup olmadığını değerlendirir. Bu aşama, özellikle borçlunun veya malvarlığının Cezayir’de bulunduğu uluslararası alacak tahsilatı dosyalarında önemlidir.
Karar icra edilebilir hale geldikten sonra alacaklı, icra edilebilir belgeye dayanarak icra sürecini başlatmalıdır. Kararın niteliğine göre icra edilebilirlik şerhi, itiraz veya istinaf bulunmadığını gösteren belge ya da kararın icra edilebilir olduğunu doğrulayan diğer belgeler gerekebilir. Cebri icra, mahkeme görevlileri aracılığıyla yürütülür ve kural olarak borçluya, icra edilebilir belgede yer alan yükümlülüğü en fazla on beş gün içinde yerine getirmesi için ödeme çağrısı yapılmasıyla başlar.
Cebri icra kapsamında alacaklı; borçlunun kendisinde veya üçüncü kişilerde bulunan para alacaklarını, banka hesaplarını, taşınır mallarını, taşınmazlarını, şirket paylarını, menkul kıymetlerini ve haczedilebilir diğer malvarlığı haklarını hedefleyebilir. Malvarlığının kaçırılması riski yüksekse, zorla satıştan önce koruyucu tedbirler de değerlendirilebilir. Uluslararası dosyalarda alacaklı ayrıca ödeme yöntemini, borcun para birimini, olası kur dönüşümünü ve tahsil edilen tutarın fiilen transfer edilmesine ilişkin bankacılık kurallarını dikkate almalıdır.
Bir şirketten veya tacirden alacak tahsilinde alternatif ya da tamamlayıcı yol, borçlunun ödeme güçlüğü içinde olması halinde yargısal tasfiye veya iflas sürecinin başlatılmasıdır. Cezayir Ticaret Kanunu’na göre ödemelerini durduran tacir veya özel hukuk tüzel kişisi, bu durumun ortaya çıkmasından itibaren on beş gün içinde gerekli bildirimi yapmalıdır. Bununla birlikte süreç, alacağın niteliği ne olursa olsun, özellikle belirli vadede ödenmesi gereken faturadan kaynaklanan alacaklarda, alacaklının başvurusu üzerine de açılabilir.
Yargısal tasfiye veya iflas kararı, alacaklının stratejisini değiştirir; çünkü bu karar, alacaklılar kitlesine dahil olan kişilerin bireysel takiplerini durdurabilir ve alacakların kolektif süreç içinde değerlendirilmesine yol açabilir. Bu nedenle borçlunun ödeme güçlüğü içinde olduğu dosyalarda, ayrı dava veya icra yolunun mı, yoksa kolektif sürece katılmanın mı daha etkili olacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlunun malvarlığı alacaklıların taleplerini karşılamaya yetmiyorsa, Cezayir hukuku ödeme durma tarihinden sonra yapılan bazı işlemlerin alacaklılar kitlesine karşı ileri sürülememesine imkan tanır. Bu işlemler arasında taşınır veya taşınmaz malların karşılıksız devri, borçlunun edimlerinin karşı tarafın edimlerini açık şekilde aştığı sözleşmeler, vadesi gelmemiş borçların ödenmesi, daha önce doğmuş borçlar için teminat verilmesi ve karşı tarafın borçlunun ödemelerini durdurduğunu bildiği bazı işlemler yer alabilir.
Bazı hallerde mahkeme, ödeme durma tarihinden önceki altı ay içinde yapılan karşılıksız işlemlerin de alacaklılar kitlesine karşı ileri sürülemeyeceğine karar verebilir. Ödeme durma tarihi, yargısal tasfiye veya iflas kararı veren mahkeme tarafından belirlenir ve karar tarihinden on sekiz aydan daha eskiye götürülemez. Bu mekanizmaların amacı, borçlunun malvarlığını yeniden oluşturmak, alacaklılar arasında eşitliği korumak ve kabul edilen alacakların tahsil şansını artırmaktır.
Cezayir’de uluslararası alacak tahsilatı konusunda sorularınız varsa, ekibimiz belgeleri analiz edebilir, uygun tahsilat yolunu belirleyebilir, dostane veya yargısal stratejiyi hazırlayabilir, icra sürecini koordine edebilir ve borçlunun yargısal tasfiye veya iflas sürecine girmesi halinde alacaklı pozisyonunu değerlendirebilir. Dosyanızı incelemek ve borçlunun durumu, mevcut deliller ve Cezayir’de bulunan malvarlığı dikkate alınarak uygun adımları belirlemek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Analiz edip önerilerde bulunacağız