Davanızı tartışalım
Analiz edip önerilerde bulunacağız
Fransız Polinezyası’nda alacak tahsilatı, borçlunun gerçek durumunun ve ödeme kabiliyetinin değerlendirilmesiyle başlamalıdır. Alacaklı, borçlunun faaliyetine devam edip etmediğini, güvenilir bir adresinin bulunup bulunmadığını, malvarlığına ulaşılabilir olup olmadığını, ticari faaliyetinin sürdüğünü veya finansal zorluk, faaliyeti durdurma, yeniden yapılandırma ya da tasfiye belirtileri gösterip göstermediğini anlamalıdır. Bu ilk değerlendirme, dosyanın dostane görüşme, ödeme ihtarı, mahkeme süreci ya da borçlunun ödeme güçlüğüne ilişkin özel bir yol üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirler.
Yabancı bir alacaklı için bu aşama özellikle önemlidir, çünkü alacaklı lehine karar alınması tek başına paranın fiilen tahsil edileceği anlamına gelmez. Borçlunun artık faaliyeti yoksa, haczedilebilir varlığı bulunmuyorsa veya hakkında toplu takip niteliğinde bir mali güçlük prosedürü başlamışsa, strateji en baştan buna göre kurulmalıdır. Amaç yalnızca borcun varlığını teyit etmek değil, hangi tahsilat yolunun gerçek ödeme sonucuna daha yakın olduğunu belirlemektir.
Borçlu faaliyetine devam ediyorsa, ulaşılabilir durumdaysa ve gönüllü ödeme ihtimali hâlâ varsa, alacaklı dostane alacak tahsilatı aşamasına geçebilir. Bu aşamada borçluyla iletişime geçilir, ödenmesi gereken tutar hatırlatılır ve somut bir çözüm aranır: tek seferde ödeme, taksitli ödeme, karşılıklı alacakların mahsup edilmesi veya ödeme takviminin yazılı olarak kabul edilmesi.
Ödeme ihtarı, bu süreci resmileştirmek ve mahkeme yoluna başvurmadan önce son sınırı belirlemek için kullanılır. Borçlu talebi görmezden gelirse, ödeme yapmadan sürekli süre isterse, ciddi bir gerekçe olmadan borca itiraz ederse veya zaman kazanmaya çalışırsa, görüşmeler gereksiz yere uzatılmamalıdır. Bu durumda dosya mahkeme aşamasına veya borçlunun mali durumuna uygun başka bir hukuki yola hazırlanmalıdır.
Mahkemeye başvurmadan önce alacaklının uygulanacak zamanaşımı süresini kontrol etmesi gerekir. Fransız Polinezyası’nda bu konu, anakara Fransa’da kullanılan kurallarla otomatik olarak aynı kabul edilmemelidir. Fransız Polinezyası’nda uygulanabilir medeni hukuk bakımından adi alacaklar için genel zamanaşımı süresi otuz yıl olarak kabul edilir.
Bu genel süre, her talebin otuz yıl boyunca ileri sürülebileceği anlamına gelmez. Bazı dönemsel alacaklar beş yıllık daha kısa süreye tabi olabilir. Buna ücret alacakları, kira alacakları, tarımsal kira alacakları, kira giderleri, dönemsel irat alacakları, nafaka ödemeleri, ödünç verilen paranın faizleri ve yıllık ya da daha kısa dönemlerle ödenmesi gereken benzer alacaklar örnek gösterilebilir. Bu nedenle zamanaşımı kontrolü, mahkemeye başvurmadan önce adi alacak ile daha kısa süreye tabi talep arasında doğru ayrım yapılmasını sağlar.
Fransız Polinezyası’nda mahkeme yoluyla alacak tahsilatı, Papeete’deki yetkili mahkemeler önünde yürütülür. Medeni nitelikteki alacaklar genellikle Papeete İlk Derece Mahkemesi tarafından incelenir. Tacirler arasındaki ticari alacaklar ise Papeete Karma Ticaret Mahkemesi’nin görev alanına girebilir. Bu mahkeme, borçlunun mali güçlük içinde olduğu bazı ticari dosyalarda da rol oynar.
Alacak sözleşmeden, kanuni bir yükümlülükten veya belirli ödeme belgelerinden doğuyorsa ve tutar belirliyse, alacaklı ödeme emri yoluna başvurabilir. Başvuru, yetkili mahkeme kalemine sunulur veya gönderilir. Başvuruda tarafların kimliği, talep edilen kesin tutar, alacağın kalemlere göre dökümü, talebin dayanağı ve talebi destekleyen belgeler yer almalıdır.
Görevli makam dosyanın niteliğine göre belirlenir. Talep, belirli parasal sınırlar içinde Papeete İlk Derece Mahkemesi başkanına veya görev alanına giren ticari konularda Papeete Karma Ticaret Mahkemesi’ne yöneltilebilir. Yetkili mahkeme, borçlunun bulunduğu yer mahkemesidir. Borçlunun Fransız Polinezyası’nda ikametgâhı veya yerleşim yeri yoksa ödeme emri verilemez.
Hakim talebi haklı görürse, kabul edilen tutar için ödeme emri kararı verir. Alacaklı daha sonra başvuru ve kararın onaylı örneğini borçluya tebliğ ettirmelidir. Bu tebligat, karar tarihinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır; aksi halde karar hükümden düşer.
Tebligat, borçluya kararda belirtilen tutarı ödeyebileceğini veya savunma ileri sürmek istiyorsa itiraz edebileceğini bildirmelidir. İtiraz, mahkeme kalemine makbuz karşılığı başvuru veya taahhütlü mektup ile yapılır. Borçlu, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde itiraz edebilir; mesafe süreleri ayrıca uygulanabilir. Tebligat borçlunun kendisine yapılmamışsa, itiraz süresi, borçluya şahsen yapılan ilk işlemden veya mallarını kullanılamaz hale getiren ilk icra tedbirinden itibaren bir ayın sonuna kadar devam edebilir.
İtiraz halinde taraflar başvurunun yapıldığı mahkeme önüne çağrılır. Mahkeme önce tarafları uzlaştırmaya çalışır; anlaşma sağlanamazsa uyuşmazlık hakkında karar verir. Verilen hüküm, ödeme emri kararının yerine geçer. Borçlu süresi içinde itiraz etmezse, alacaklı icra edilebilirlik şerhi verilmesini isteyebilir. Bu talep, itiraz süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde yapılmalıdır; şerh verildiğinde karar, çekişmeli yargılama sonunda verilmiş bir hükmün sonuçlarını doğurur.
Alacak tartışmalıysa veya ödeme emri yoluyla çözülemiyorsa, alacaklı olağan dava açmalıdır. Talep dilekçesinde taraflar, başvurulan mahkeme, talebin konusu, olaylar, hukuki gerekçeler ve sunulan deliller belirtilir. Medeni veya ticari çekişmeli dosyalarda bu talep daha sonra davalıya dava davetiyesi yoluyla tebliğ edilir.
Dava davetiyesi duruşma tarihini göstermeli ve davalıyı, mahkemeye gelmezse aleyhine karar verilebileceği konusunda uyarmalıdır. Talep ve dava davetiyesi, yetkili mahkeme kalemine duruşmadan en geç on gün önce sunulmalıdır. Davalı mahkemenin bulunduğu adada yaşıyorsa, en az on beş günlük hazır bulunma süresine sahiptir. Bu süre, mesafe süreleriyle uzayabilir: Fransız Polinezyası ile anakara Fransa arasında bir ay, Fransız Polinezyası ile diğer dış bölgeler arasında iki ay.
Papeete İlk Derece Mahkemesi önündeki uyuşmazlıklarda, dava değeri 2.000.000 XPF’yi aşıyorsa avukatla temsil kural olarak zorunludur. Bu durumda davalı, dava davetiyesinden itibaren on beş gün içinde avukat bildirmelidir. Papeete Karma Ticaret Mahkemesi önündeki çekişmeli yargılama ise kural olarak avukatla temsil zorunluluğu bulunmayan usule göre yürütülür; aksi yönde özel bir düzenleme bulunması hali saklıdır.
Dilekçelerin ve belgelerin sunulmasından sonra mahkeme tarafların iddia ve savunmalarını inceler; alacağın varlığı, tutarı, faizler, masraflar ve feri talepler hakkında karar verir.
Karardan sonra taraflardan biri hükme karşı çıkmak isterse, Papeete Temyiz Mahkemesi’ne temyiz başvurusu yapabilir. Temyiz süresi iki tam aydır. Bu süre usul kurallarına göre hesaplanır; bildirim günü ve sürenin son günü hesaba dahil edilmez.
Temyiz, kararın değiştirilmesini veya kaldırılmasını talep etmeye yarar. Temyiz aşaması kural olarak yazılı yürür ve tarafların dilekçelerini karşılıklı sunmasıyla ilerler. Temyiz kararı verildikten sonra bazı durumlarda daha üst inceleme yolu gündeme gelebilir; bu inceleme, olayların yeniden yargılanmasından ziyade hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Alacaklı hâlihazırda yabancı bir mahkeme kararına sahipse, bu kararın Fransız Polinezyası’nda tanınması ve uygulanması istenebilir. Bu yol, uyuşmazlığı baştan tekrar açmadan yabancı kararın yerel sonuç doğurmasını sağlar. Alacaklı kararı sunmalı, kararın verildiği ülkede uygulanabilir olduğunu göstermeli ve yetkili mahkeme önünde kullanılabilecek gerekli belgeleri hazırlamalıdır.
Yabancı kararın icra edilebilir hale getirilmesi, borcun yeniden yargılanması anlamına gelmez. Hakim, kararın tanınabilir olup olmadığını, savunma haklarına uyulup uyulmadığını, kararın kamu düzenine aykırı olup olmadığını ve sunulan belgelerin yeterli olup olmadığını inceler. Belgeler başka bir dilde düzenlenmişse Türkçe değil, bu yargılama için gerekli olan yerel mahkeme dili bakımından uygun çeviri gerekebilir; kararın verildiği ülkeye göre yasallaştırma veya apostil işlemleri de talep edilebilir.
Alacak yabancı bir hakem kararıyla doğrulanmışsa, alacaklı bu kararın Fransız Polinezyası’nda uygulanmasını talep etmelidir. Bu yol, yabancı mahkeme kararının tanınmasından farklıdır; çünkü dayanak, hakem kararı ve hakem heyetinin karar verme yetkisini doğuran tahkim anlaşmasıdır.
Alacaklı hakem kararının varlığını ispatlamalı, tahkim anlaşmasını sunmalı ve başvuru için gerekli belgeleri hazırlamalıdır. Kararın tanınması veya uygulanması, karar yeterince ispatlanmamışsa ya da uygulanması açıkça uluslararası kamu düzenine aykırıysa reddedilebilir. Belgeler başka bir dilde düzenlenmişse, mahkemede kullanılabilmesi için uygun çeviri gerekebilir.
Kesin veya icra edilebilir mahkeme kararı, icra edilebilirlik şerhi almış ödeme emri, tanınmış yabancı mahkeme kararı ya da uygulanabilir hale getirilmiş hakem kararı elde edildikten sonra borçlu gönüllü ödeme yapmazsa, alacaklı zorla icra sürecini başlatabilir. Bu aşama, gerekli tebligatları yapan ve mevcut varlıklara uygun icra tedbirlerini uygulayan adli icra görevlisinin katılımıyla yürütülür.
İcra tedbirleri banka hesaplarına, borçlu adına üçüncü kişilerde tutulan paralara, borçlunun üçüncü kişilerden olan alacaklarına, ücretlere, taşınır mallara, şirket paylarına veya koşulları varsa taşınmaz mallara yönelebilir. Hangi tedbirin seçileceği borçlu hakkında mevcut bilgilere bağlıdır: kullandığı banka, borçlunun müşterileri veya iş ortakları, işvereni, bilinen malları, ticari faaliyeti ve tespit edilebilen malvarlığı.
İcra süresi sabit değildir. Alacaklı borçlunun banka hesabını, üçüncü kişideki alacağını veya belirli bir malını zaten biliyorsa, ilk işlemler icra edilebilir belgenin adli icra görevlisine iletilmesinden sonra daha hızlı başlatılabilir. Buna karşılık varlıkların araştırılması gerekiyorsa, borçlu başka bir adadaysa, haciz işlemine itiraz edilirse veya mevcut mallar yetersizse, tahsilat birkaç ay sürebilir.
Fransız Polinezyası’nda borçlunun mali güçlükleri, Papeete Karma Ticaret Mahkemesi önünde şirketin yeniden yapılandırılması veya tasfiyesi kapsamında ele alınabilir. Prosedür açıldıktan sonra alacaklı, alacağını toplu süreç içinde bildirmeli; talep ettiği tutarı ve dayanak belgeleri sunmalıdır. Bireysel takipler bu aşamada sınırlanabilir, çünkü alacaklılara yapılacak ödeme artık mevcut malvarlığına, alacağın sırasına ve dosyada verilen kararlara bağlıdır.
Yeniden yapılandırma, işletmenin faaliyetine devam etmesi veya düzenlenmesi hâlâ mümkün olduğunda uygulanabilir. Tasfiye ise işletmenin toparlanmasının gerçekçi olmadığı ve borçlunun varlıklarının alacaklılara ödeme için paraya çevrilmesi gerektiği durumlarda gündeme gelir. Her iki durumda da alacaklı süreci takip etmeli, alacağına yönelik olası itirazlara cevap vermeli ve tahsilat ihtimalini etkileyebilecek kararları izlemelidir.
Mevcut malvarlığı borçları ödemeye yetmiyorsa, prosedür açılmadan önce yapılan bazı işlemler itiraz konusu olabilir. Bunlar, koşullarına göre olağandışı ödemeler, malvarlığı devirleri, gerçek değerinin altında yapılan işlemler, sonradan verilen teminatlar veya bazı alacaklıları diğerlerinin zararına kayıran işlemler olabilir. İşlem iptal edilirse, devredilen mal veya değeri borçlunun malvarlığına geri dönebilir ve alacaklılar arasında dağıtılabilecek tutarı artırabilir.
Grandliga, Fransız Polinezyası’nda alacak tahsilatı dosyalarında alacaklılara borçlunun durumunun analizinden en uygun usul yolunun seçilmesine kadar destek sağlar. Destek; ödeme ihtarının hazırlanmasını, dostane görüşmelerin yürütülmesini, dava dosyasının oluşturulmasını, Papeete’deki mahkemeler önünde yargısal işlemlerin gerçekleştirilmesini, yabancı kararların tanınmasını, elde edilen kararların icrasını ve borçlunun mali güçlük içinde olduğu durumlarda toplu süreçlerin takip edilmesini kapsayabilir.
Her dosya borçlunun gerçek durumuna, mevcut malvarlığına, dostane aşamadaki davranışına, alacağın niteliğine ve icra ihtimaline göre değerlendirilmelidir. Grandliga, gereksiz işlemlerden kaçınmak, alacaklının haklarını korumak ve yasal çerçevede ödeme alma ihtimalini artırmak için bu stratejinin profesyonel şekilde kurulmasına yardımcı olur.
Analiz edip önerilerde bulunacağız