Hukuki analiz

Almanya’da icra öncesinde borçlu hangi mal varlıklarını açıklamak zorundadır?

Almanya’da borçlunun icra öncesinde hangi mal varlıklarını ve geçmişte yaptığı devirleri açıklamak zorunda olduğunu ve bunun alacaklı için neden önemli olduğunu öğrenin.

Almanya
Almanya’da mal varlığı beyanı, icra edilebilir belge, borçlu varlıkları ve alacak tahsilatı bağlamında hukuki icra sembolleri

Bir alacaklı Almanya’da icra edilebilir bir karar veya başka bir icra belgesi elde etmiş olsa bile pratik bir sorunla karşılaşabilir: borçlunun borcu karşılayacak görünür bir mal varlığı bulunmayabilir. Ancak Almanya’daki icra sistemi, borçlunun mali durumuna ilişkin resmi bilgi edinilmesini sağlayan bir usul öngörmektedir.

Bu açıklama yalnızca borçlunun icra sırasında sahip olduğu mevcut mal varlığını belirlemek açısından önemli değildir. Bazı durumlarda borçlu, daha önce başka kişilere devrettiği varlıklar hakkında da bilgi vermek zorundadır.

Borçlu hangi mal varlığı bilgilerini vermelidir?

Alman Medeni Usul Kanunu’nun 802c maddesi uyarınca mali durumu hakkında bilgi verme yükümlülüğü bulunan borçlu, kendisine ait mal varlıklarını açıklamak zorundadır. Üçüncü kişilerden olan alacaklar söz konusuysa bu alacakların dayanağı ve ilgili belgeler de belirtilmelidir.

Açıklanması gereken bilgiler, üçüncü kişilerden olan para alacaklarını, ödeme alma haklarını, taşınır malları ve icra bakımından önem taşıyabilecek diğer malvarlığı haklarını kapsayabilir.

Borçlu, verdiği bilgilerin kendi bilgisi dahilinde doğru ve eksiksiz olduğunu teyit etmek zorundadır. Dolayısıyla burada borçlunun yalnızca “param veya malım yok” şeklinde gayriresmî bir beyanda bulunması değil, mali durumunun resmi bir usulle ortaya konulması söz konusudur.

Son iki yıl içinde bağlantılı kişilere yapılan devirler

Borçlunun bilgi verme yükümlülüğü yalnızca icra sırasında hâlen sahip olduğu mal varlığıyla sınırlı değildir.

Borçlu, kanunda belirtilen ilgili dönemden önceki iki yıl içinde kendisiyle bağlantılı kişilere bedel karşılığında yaptığı belirli mal varlığı devirlerini de açıklamak zorundadır.

Bu durum özellikle değerli bir malın icra sürecinden kısa süre önce bir aile üyesine, yakın bir kişiye veya borçluyla özel bağlantısı bulunan başka bir kişiye devredilmiş olması halinde alacaklı açısından önem taşıyabilir.

Bununla birlikte böyle bir devrin açıklanması, işlemin kendiliğinden geçersiz olduğu veya alacaklının devredilen mala hemen haciz uygulayabileceği anlamına gelmez. Belirli bir devrin hukuken iptal edilip edilemeyeceği ve sonuçlarının ne olacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Başka bir ifadeyle, açıklama yükümlülüğü şüpheli olabilecek mal varlığı hareketlerinin tespit edilmesine yardımcı olur; ancak bundan sonraki hukuki işlemler için ayrı bir hukuki dayanak gerekir.

Son dört yıl içindeki bedelsiz devirler

Alman hukuku ayrıca ilgili dönemden önceki dört yıl içinde gerçekleştirilen belirli bedelsiz mal varlığı devirlerinin açıklanmasını da öngörmektedir.

Düşük değerli ve olağan nitelikteki özel gün hediyeleri bu kapsamın dışında tutulabilir.

Dört yıllık daha uzun dönem, borçlunun daha önce bir varlığı karşılığında eşdeğer bir bedel almadan başka bir kişiye devretmiş olduğu durumlarda özellikle önemlidir. Bu bilgiler, mal varlığının geçmişte nasıl hareket ettiğini anlamaya ve bazı işlemlerin daha ayrıntılı hukuki inceleme gerektirip gerektirmediğini belirlemeye yardımcı olabilir.

Burada da bir devrin açıklanması, söz konusu malın otomatik olarak alacaklıya geri döneceği anlamına gelmez. Sonraki adımlar, devrin koşullarına ve uygulanabilir hukuki düzenlemelere bağlıdır.

Geçmişteki mal varlığı devirleri alacaklı için neden önemlidir?

Etkili bir icra süreci yalnızca borçlunun bugün hangi mallara sahip olduğunun tespit edilmesinden ibaret değildir.

Borçlunun mevcut mali durumu geçmişteki ekonomik durumu ile açık şekilde uyuşmuyorsa mal varlığı hareketlerinin incelenmesi, varlıkların nereye gittiğini ve belirli işlemlerin daha ayrıntılı araştırılmasının gerekip gerekmediğini gösterebilir.

Almanya’da alacak tahsilatı sırasında bu durum özellikle bir mahkeme kararı veya başka bir icra belgesi elde edilmiş olmasına rağmen standart icra işlemlerinin borcun tamamını karşılamaya yetmediği hallerde önem kazanır.

Uygulanabilir bir tahsilat stratejisi; borçlunun açıkladığı mali bilgilerin incelenmesini, üçüncü kişilerden olan alacakların ve diğer varlıkların belirlenmesini, geçmişteki önemli mal devirlerinin değerlendirilmesini ve ek hukuki işlemlerin ekonomik açıdan anlamlı olup olmadığının analiz edilmesini içerebilir.

Borçlu iş birliği yapmazsa ne olur?

Borçlu geçerli bir neden olmadan mal varlığı açıklaması için belirlenen sürece katılmaz veya gerekli bilgileri vermeyi reddederse Alman hukuku bu yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak amacıyla zorlayıcı tedbirler öngörmektedir.

Alacaklının talebi üzerine ve kanuni şartların bulunması halinde yetkili mahkeme, borçlunun gerekli mali bilgileri vermesini sağlamak amacıyla yakalama kararı verebilir. Bu tedbir borcun ödenmesi yerine geçmez; amacı borçlunun bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmesini sağlamaktır.

Ayrıca kanunda belirtilen koşulların oluşması halinde icra görevlisi belirli bilgileri dış kaynaklardan temin edebilir. Duruma göre bu bilgiler borçlunun işvereni, banka ilişkileri veya adına kayıtlı araçlarla ilgili olabilir.

Bu nedenle ilk bakışta haczedilebilir mal varlığının bulunmaması, tahsilat sürecinin mutlaka sonuçsuz olduğu anlamına gelmez. Almanya’daki icra sistemi, alacaklıya borçlunun mali durumu hakkında daha kapsamlı bilgi edinme ve belirli durumlarda birkaç yıl önce gerçekleştirilen mal varlığı devirlerini de tespit etme imkânı sunar. Bu araçların pratik değeri ise somut olayın koşullarına, mevcut icra belgesine ve ilave işlemlerin maliyet-fayda değerlendirmesine bağlıdır.

Tahsilat rehberleri

Belirli bir yargı alanı için tam tahsilat çerçevesine mi ihtiyacınız var? Ülke rehberlerimizi inceleyin.

REHBERLERE GİT